SINIFÖĞRETMENİM.COM

Okul Öncesi, İlkokul, Ortaokul, Lise Tüm Dersler © 2020 Üyelik Gerektirmez



HİKÂYE ( ÖYKÜ )
 Hayatın dar bir bölümünde olmuş ya da olması mümkün olan olayları anlatan kısa sanat eserleridir.

 Tek bir olay vardır. Olaycıklar yoktur.

 Şahıs kadrosu romana göre dardır.

 Kişiler çoğu zaman hayatlarının belli bir anı içinde anlatılır.
Hikâye türünün tarihi gelişimi

 Dünya edebiyatında hikâye türünün ilk örneklerini Ştalyan yazar Giovanni Boccacio, “Decameron” adlı eseriyle vermiştir.

 Edebiyatımızda ilk hikâye örnekleri Tanzimat’tan sonra görülür. Şlk hikâye kitabı Ahmet Mithat Efendi’nin ―Letaif-i Rivayat” adlı eseridir.

 Şlk realist kısa öyküleri ise Sami Paşazade Sezai, “Küçük Şeyler” adlı eseriyle vermiştir.
Hikâyeleri dört grupta inceleyebiliriz:

A) Halk Hikâyeleri:

 Edebiyatımızda 16. yüzyıldan itibaren destanın yerini alan halk hikâyeleri, sözlü geleneğin önemli bir ürünüdür.
 Halk hikâyeleri destan dönemimin sonunda ortaya çıkmış eserlerdir.  Âşıkların kahvelerde, köy odalarında, özel günlerde söyledikleri hikâyelerdir.  Nesilden nesle sözlü olarak yayılmış anonim eserlerdir.  Halk hikâyeleri döşeme, olay ve dilek bölümlerinden oluşur.
 Yer yer masal ve destan özelliklerini gösterir.
 Genellikle aşk konusunun işlendiği halk hikâyelerinde zaman zaman kahramanlık konularıyla dini konuların da işlendiği görülür.
 Gerçek ve hayali birtakım olayların, maceraların nesilden nesle anlatılmasıyla oluşur.
 Halk hikâyelerinde tarihi olaylar (destana göre) daha azdır.
 Nazım ve nesir karışıktır. Zamanla nesir kısmı ağırlık kazanır.
 Olaylar ve kişiler (destana göre) gerçeğe daha yakındır. Ancak olağanüstülüklere rastlanır.
 Halk hikâyeleri, destanla hikâye arasında bir geçiştir.
 Destanlardaki “alp tipi” yerini “âşık tipi”ne bırakmıştır.
 Kahramanlar, günlük hayatta zor rastlanabilecek idealist tiplerdir. Normal insanın yapabileceklerinin yanında, arzu ettiklerini de gerçekleştirebilecek özelliklere sahiptir.
 Genellikle belli bir zaman ve mekân yoktur.
 Hayal unsurları kullanıldığı için zaman ve mekânın sınırları belli değildir.
 Halk hikâyelerinde ilahi bakış açısı kullanılır.
 Destandan halk hikâyeciliğine geçişin ilk örneği Dede Korkut Hikâyeleri’dir.
 Kerem ile Aslı, Ferhat ile Şirin, Tahir ile Zühre, Arzu ile Kamber aşk temalı halk hikâyeleridir.
 Destandan farkı: Destanlar halk hikâyelerinden farklı olarak tarihi bir olaya dayanır. Halk hikâyeleri destana göre daha gerçekçidir. Destanlarda kahramanlık öne çıkarken, halk hikâyelerinde aşk teması öne çıkar. Destanlardan farklı olarak halk hikâyelerinin başlangıcındave sonunda tekrar edilen söz kalıpları kullanılır.


B) Olay Hikâyeleri:

 “Maupassant tarzı” da denir.

 Olay esastır.
 Kişiler fiziki ve ruhi özellikleriyle az da olsa tanıtılır.
 Zaman ve mekân hikâye içinde verilir.
 Olay, kişi, mekân ilişkisi gerçeklik duygusu uyandırır. Sebep- sonuç bağlantılarına dikkat edilir.
 Serim, düğüm ve çözüm belli bir sıra dâhilinde yer alır. Olaylar belli bir zamanda başlar, belli bir zamanda gelişir, belli bir zamanda sona erer.
 Belirli bir olay vardır. Hikâye bu olay etrafında gelişir.
 Hikâye beklenmedik bir sonla bitirilir.
 Merak öğesi ön plandadır. Düğüm bölümünde oluşan merak çözüm bölümünde giderilir.
 Bizdeki önemli temsilcileri, Ömer Seyfettin, Refik Halit Karay’dır.


C) Durum-Kesit Hikâyeleri:

 ―Çehov tarzı‖ da denir.  Olaydan çok insanın belli bir zaman dilimindeki durumu anlatılır.
 Anlatım ön plandadır. Hayatın doğal akışı içinde belli bir kesiti anlatılır. Belirli bir olay yoktur.
 Zaman ve mekân verilmez, sezdirilir.
 Kişiler fiziki ve ruhi özellikleriyle tanıtılmaz; yalnızca olayla ilgili yönleri öne çıkarılır.
 Merak öğesi ikinci plandadır. Duygu ve hayaller ön plana geçer.
 Kahramanlar arasındaki çatışmadan ziyade hayatın doğallığı içinde insanların davranışları, birbirleriyle ilişkileri, olaylar ve düşünceler karşısındaki tepkileri işlenir.
 Düğümlerin çözümü belli bir sonuca ulaşmaz. Bu yüzden sonuç okuyucuyu şaşırtır. Olayların ve durumların akışı, okuyucunun hayal gücüne bırakılır.  Bizdeki önemli temsilcileri, Sait Faik Abasıyanık, Memduh Şevket Esendal’dır.


D) Bireysel Merkezli Hikâyeler:
 “Ben merkezli hikâye‖ de denir.
 Hikâyecinin gözlemlerinden ve dış dünyada yaşanan olaylardan yola çıkarak bireysel bunalım ve çıkmazlarını dile getirdiği hikâyelerdir.
 Hikâyecinin kişiliğiyle hikâye kişileri adeta iç içe girmiş, anlatanla anlatılan birleşmiştir.
 Yaşanan ile arzu ve hayal edilenin birlikteliği söz konusudur.
 Dış dünya olduğu ve göründüğü gibi değil bireyin içinde bulunduğu ruh haline göre anlatılır.
 Bunalım ve yaşama sevinci arasında kalan bireyin düş dünyasına sığındığı anlatılır.
 Sait Faik Abasıyanık’ın 1945’ten sonra yazdığı “Kınalıada’da Bir Ev, Sinağrit Baba, Almedağı’nda Var Bir Yılan‖ hikâyeleri yazarın kendi “ben”ini, bunalımlarını anlattığı hikâyeleridir.
 Ahmet Hamdi Tanpınar’ın “Abdullah Efendi’nin Rüyaları‖ adlı kitabındaki hikâyeler de bu türe örnektir.
HİKÂYEDE PLAN

1. Serim: Bu bölüm giriş, başlangıç bölümüdür. Burada olayın geçtiği yer, zaman ve olayın kahramanları belli başlı nitelikleriyle betimlenir. Bu bölümde, ele alınacak olay ya da durum ortaya konur. Serim bölümü ilgi çekici, canlı ve inandırıcı olmalıdır.
2. Düğüm: Serim bölümünde sergilenen olay, neden-sonuç ilişkisine göre burada yoğunlaşır. Merak öğesi doruğa çıkar, ayrıntılar ortaya konur. Kişilerin konuşmaları genellikle bu bölümdedir.
3. Çözüm: Bu bölüm sonuç kısmıdır. Olayın nasıl sona erdiği, olayın kahramanları ve tanık olanlar üzerinde nasıl bir etki bıraktığı burada ortaya konur. Gerilimler sona erer, merak ettiğiniz sorular yanıtını bulur. Düğüm çözülür.
 Bu plan daha çok olay öykülerinde karşımıza çıkar. Durum ve kesit öykülerinde olay planı yoktur.
HİKÂYENİN UNSURLARI

1. Kişiler: Öyküde kişi sayısı azdır. Öyküdeki kişilerin fiziksel durumları uzun uzun anlatılamaz, sadece olayla ilgili belirgin yönleri verilir. Öyküdeki kişiler yalnızca insanlar arasından seçilmez. Canlı, cansız bütün varlıklar öykünün kişisi olabilir.
2. Olay: Öykü kahramanının başından geçen olay veya durumdur. Öyküde belirli bir düzen içinde verilen olay tektir ve ayrıntılardan arındırılmıştır. Durum öykülerinde olay yok denecek kadar belirsizdir. Bu tür öykülerde yazar, olaydan çok, gözlem ve izlenimlerini anlatır.
3. Zaman: Olayların başlaması, gelişmesi, son bulması belli bir zamanda olur. Bazı öykülerde zaman verilmez, sezdirilir. Öykücü, zamanı bir düzen içinde vermeyebilir. Olayın veya durumun son bulmasından başlayarak olayın başlama noktasına doğru gelinebilir.
4. Yer: Öykülerde çevre uzun betimlemelerle verilmez, öyküyü ilgilendiren yönüyle verilir. Olay veya duruma bağlı olarak öyküdeki yer değişse de çevre betimlemesi kısa tutulur.
5. Dil ve Anlatım: Öyküde akıcılığı sağlayan dildir. Bu da yazarın dili kullanma yeteneğine bağlıdır. Dilin kullanımı yazardan yazara göredeğişir; çünkü her yazarın üslûbu farklıdır.