SINIFÖĞRETMENİM.COM

Okul Öncesi, İlkokul, Ortaokul, Lise Tüm Dersler © 2017 Üyelik Gerektirmez


Cengiz Aytmatov

BEYAZ GEMİ

Roman

Çeviren: Refik Özdek

-1-

Onun iki masalı vardı. Biri kendisinindi ve başka kimse bilmezdi. Ötekini

ise dedesi anlalmıştı ona. Sonra ikisi de yok olup gitti. Şimdi biz bunlardan

söz edeceğiz.

 

O yıl yedi yaşını doldurmuş, sekizine basıyordu.

Ona önce bir çanta aldılar. Kulpunun altında parlak

madenden yaylı bir kilidi bulunan; siyah deri taklidi bir çanta.

Ivır-zıvır şeyleri koymak için güzel bir üst cebi de vardı.

Ahım şahım bir şey değildi ama yine de güzel bir okul çantasıydı işte.

Aslında herşey bu çantanın alınmasıyla başladı.

 

Bu çantayı ona dedesi bir gezgin satıcıdan almıştı.

Gezgin satıcı maşin-mağaza denilen otomobiliyle, dağlarda sürü besleyenlere

öteberi satmak için dolaşır ve bazen San-Taş vadisine kadar gelirdi.

Orman korucularının orurduğu San-Taş vadisi, boğazların, yamaçların

arasından ormana doğru uzanan bir bölgeydi.

 

San-Taş'ta sadece üç aile otururdu, ama maşin-mağaza bu ormancı ailelere

de bir şeyler satmak için ara sıra buralara kadar tırmanırdı.

 

Üç ailenin tek oğlan çocuğu olduğu için satıcının geldiğini ilk gören her

zaman o olurdu. Ve, kapıdan kapıya, pencereden pencereye koşarak avaz avaz

bağırırdı:

 

-Geliyoor! Maşin-mağaza geliyor!

 

Isık-Göl'ün kıyısından başlayan, taşlarla çukurlarla

dolu bir yol, boğazın içinden ve sel yalağından geçip, San-Taş'a kadar

çıkardı. Böyle bir yolda araba sürmek hiç de kolay değildi. Yol, Karavul

dağının eteğine gelince dar geçitten ayrılır, dağın bir memesine tırmanır,

onu da aşar, sonra, sarp ve çıplak olan öbür yamaçtan usul usul inerek

ormancıların evlerine ulaşırdı. Karavul dağı çok yakındaydı. Küçük

çocuk, yaz mevsiminde hemen hemen hergün, dürbününü

kaptığı gibi gölü seyretmeye gelirdi buralara. Tepeden bakınca her şeyi

görürdü. Yaya da, atlı da ve tabii araba da çok

iyi görünürdü.

 

Sıcak bir yaz günüydü. Çocuk, kendisine ait bir gölcükte yürüyordu. Bu

defa, maşin-mağazanın bir toz bulutu kaldırarak geldiğini işte o zaman

gördü. Bu gölcüğü, ona çayın sığ bir yerini taşlarla çevirerek dedesi

yapmıştı. Taşlarla çevrili bu gölcük olmasa belki şimdiye kadar çoktan

ölmüş olurdu. Ya da, ninesinin söylediği gibi, akıntıya kapılıp Isık-Göl'e

doğru sürüklenirken, balıklara ve öbür tatlı su

hayvanlarına yem olur, yalnız kemikleri kalırdı. Ve bir arayan soran da

olmazdı.. Onunla ilgilenecek kimseler olmadığına göre, ikide bir çayda

çimmesine ne gerek vardı? Neyse ki böyle bir şey olmamıştı. Ama ya olsaydı!

Belki ninesi gerçekten kendini suya atmazdı onu kurtarmak için. Ninenin

gerçek torunu, kendi kanından torunu olsaydı, belki...(Devamı ektedir.)

Attachments:
FileWeb sitemiz zararlı içerik barındırmaz.
Download this file (beyaz gemi cengiz aytmatov-921-.doc)Dosyayı İndirBeyaz Gemi

Benzer İçerikler:

Çocuk Oyunları

Reklam
Şu anda 487 ziyaretçi çevrimiçi
Reklam