SINIFÖĞRETMENİM.COM

Okul Öncesi, İlkokul, Ortaokul, Lise Tüm Dersler © 2017 Üyelik Gerektirmez


İNGİLİZCE ÖĞRENMEK İSTEYENLERE (Sıfırdan Anlatım)

Bedava Ders 1

Dilbilgisine ve cümle yapısına başlarken, bunu hiç İngilizce bilmiyenleri göz önüne alarak, ilk adımdan itibaren anlatmaya karar verdik.

İngilizce’de temel cümle yapısı “ÖZNE” ile başladığı için önce şahıs zamirleriyle başlamak istiyoruz. Bunlar aşağıda sıralanmışlardır:

I

(ay)

(ben)

You

(yu)

(sen)

He

(hi)

(o - erkekler için)

She

(şi)

(o - kadinlar için)

It

(it)

(o - hayvanlar ve cansizlar için)

We

(wi)

(biz)

You

(yu)

(siz)

They

(dey)

(onlar)

 

Normal bir cümlede “Özne”den sonra fiil gelir. Fiiller; bir iş, bir oluşu bildirirlerken, bazı cümlelerde ise sadece durum bildirildiği için, cümlenin yapısını tamamlamak için (TO BE - olmak) fiilinin “am”, “is”, “are” şekilleri kullanılır.

Şimdi bunları örneklerle görelim.

I come.

(ay kam)

Ben gelirim.

You come.

(yu kam)

Sen gelirsin.

He comes.

(hi kams)

O gelir.

She comes.

(şi kams)

O gelir.

It comes.

(it kams)

O gelir.

We come.

(wi kam)

Biz geliriz.

You come.

(yu kam)

Siz gelirsiniz.

They come.

(they kam)

Onlar gelirler.

Özne’ler yukarıda görüldüğü gibi zamir olabildikleri gibi, Ayşe, Ahmet,

Mehmet, Veya Benim kalemim, Onun evi, Sizin kayığınız şeklinde de olabilirler.

Bunları, yeri geldikçe göreceğiz.

 

Bedava Ders 2

Şimdi TO BE fiiliyle yapılan birkaç basit cümle kuralım.

I am here.

ay em hiyr

Ben buradayım.

You are here.

yu ar hiyr

Sen buradasin.

He is here.

hi iz hiyr

O burada. (Erkekler için)

She is here.

şi iz hiyr

O burada. (Kadinlar için)

It is here.

it iz hiyr

O burada. (Hayvanlar ve cansızlar için)

We are here.

wi ar hiyr

Biz buradayız.

You are here.

yu ar hiyr

Siz buradasınız.

They are here.

dey ar hiyr

Onlar buradalar.

Yukarıda dikkatinizi çektiği gibi “I” her zaman “am”, üçüncü tekil şahıslar “is”, çoğullar ise “are” şeklindeki “to be” fiilini kullanmaktadirlar.

Bu cümleleri “here” yerine bir takim isimlerle tamamlıyalım.

I am a student.

ay em e stüdınt

Ben bir talebeyim.

You are a sailor.

yu ar e seylır

Sen bir denizcisin.

He is a doctor.

hı is a daktır

O bir doktordur.

She is a teacher.

şi iz a tiiçır

O bir öğretmendir.

It is an apple.

it iz en epıl

O bir elmadır.

We are students.

wi ar stüdınts

Biz talebeleriz.

You are doctors.

yu ar daktırz

Siz doktorlarsınız.

They are apples.

dey ar eppıls

Onlar elmalardir.

Gördüğünüz gibi, cümleleri isimlerle tamamladık.

Buradaki isimler, çoğul veya tekil şeklindedir.
A student - students

 

Bedava Ders 3

a)Tekil isim, önünde kime ait olduğu veya sayisi gibi belirtici bir kelime yoksa ve bu isim sessiz harf ile başlıyorsa “a”, sesli harf ile başliyorsa “an” alır.

A book  (e buk)

A man  (e men)

A comb (e komm)

An apple (en epıl)

An umbrella (en ambrela)

An iron (en ayrın)

b)Tekil veya çoğul isimler, şayet belirli ise, o zaman her ikisi de "the"alir.

The book      The books  (dı buk)

The man          The men  (dı men)

The comb         The combs (dı komms)

The apple          The apples (dı epıls)

The umbrella          The umbrellas  (dı ambırelas)

The iron                    The irons  (dı ayrıns)

c)Pek çok isim çoğul hale getirilirken yanina “s” alir.

Pencil             Pencils   (pensılz)

Girl                Girls    (görls)

Tree               Trees    (triis)

Chair              Chairs    (çeyrs)

Table              Tables    (teybıls)

d)Sonu, bir sessiz harften sonra “y” harfi ile biten tekillerin çoğul hali ise, sondaki “y” harfi kaldırılarak “i” olurken ayrıca “es” ekini de alir.

Lady  (leydi )          Ladies  (leydiys)

Country  (kauntıri)       Countries   (kauntriis)

e)Ismin sonu bir sesli harften sonra “y”  ile biterse, bu isim sonuna sadece “s”  getirilerek çoğul yapılır.

Key  (kiy) Keys  (kiys)

Toy (toy)  Toys  (toyz)

f)Bunlarin dışında daha farkli olarak çoğul yapilan isimler de vardir. Ancak bunları ileriki derslerde gorecegiz.

Şimdi aşağıda verdiğimiz cümleleri lütfen tamamlayınız :

It is a book.

It is - table.

It is - fork.

It is - apple.

He is - teacher.

She is - architect.

I am - engineer.

Birkac tane de çoğul cümle yapalım:

We are students_.

You are engineer_.

We are girl_.

They are lady__.

They are teacher_.

You are monkey_.

They are book_.

Bedava Ders 4

Şimdi yukarıda öğrendiğimiz,

“It is a book.” Cümlesini ele alalim. Biliyorsunuz bu cümlenin anlami, «O bir kitaptır ». Bu cümleyi, « O » yerine, « Bu » veya « Şu » ile nasıl yapabiliriz:

Bu kelimeler ,

It         (O)

This (Bu)

That (Şu)’dur.

 

It is a book.             O bir kitaptır.

This is a book.         Bu bir kitaptır,

That is a book.         Şu bir kitaptır.

 

Bunların çoğulları ise şöyledir

They are books.         Onlar kitaplardır.

These are books.         Bunlar kitaplardır.

Those are books.         Şunlar kitaplardır.

 

Şimdi aşağıdaki alıştırmaları , örnekteki gibi, yapalım.

It is a dog.

That is a table.

This is a chair.

That is a window.

It is a pencil.

It is a flower.

That is a door.

This is a carpet.

 

Bedava Ders 5

Ana cümle yapısını öğrendikten sonra şimdi biraz da öznelerimizi ve nesnelerimizi zenginleştirelim.

Genel olarak yakınımızdaki bır nesneden bahsederken, "bu" yani “this”, uzağımızdaki bir nesneden bahsederken, “that” kelimelerini kullanıyoruz. Bunları çoğul hale getirirken, “this” “these”, “that” ise “those” haline geliyor. “O” anlamına gelen “it”, bildiğiniz gibi “they” olur.

Tekil Çoğul

This is a book.

These are books.

That is a book.

Those are books.

It is a book.

They are books.

 

“Bu bir kitaptır.” yerine “Bu kitap kırmızıdır”, dersek bu cümlede öznemiz “bu” yerine “bu kitap” yani “this book” olur. Veya çoğul bir cümle yapmak ıstersek,

“bu kitaplar” , “these books” şeklinde anlatılır . Gördüğünüz gibi, her iki kelime de çoğul şekline girmiştir.

Tekil Çoğul

This book is red.         These books are red.

That book ı-is red.         Those books are red.

 

Bedava Ders 6

Bunları Geçmiş Zaman haline getirirken yapacağımız tek şey, yardımcı fiil olan “is” ve “are”ı, geçmiş zaman haline getirmek, yani “was” ve “were” olarak kullanmaktır.

Geniş Zaman Geçmiş Zaman ( Past Tense)

This book is red.

This book was red.

That book is red.

That book was red.

These books are red.

These books were red.

Those books are red.

Those books were red.

 

Özne olarak kullandığımız isımler, ileride göreceğimiz gibi birden fazla kelime ile çok tanımlayıcı oldukları gibi, tek bir kelime yardımı ile de isim tamlaması haline gelirler.

 

Bedava Ders 7

"The" ismin önüne gelerek, o ismin, hem cümleyi söyleyen hem de dinliyen tarafından bilindiğini belirtir.

Books are useful. Kitapların genellikle faydalı olduğunu belirten bir cümle.

Oysa;

The books are useful. Bu şekilde bir cümle kurarsak, bizim bahsettigimiz kitapların hangi kitaplar olduğunu bu sözü söylediğimiz insan da biliyor demektir.

Bedava Ders 8

Pek çok zamirin mülki hali iki çeşittir. Biri sadece tamlayıcı iken, diğeri özne, nesne veya durum belirtebilir.

Tamamlayıcı

Tek başına kullanılan

My benim

mine benimki

Your senin veya sizin

yours sizinki

His Onun

erkekler için his onunki erkekler için

Her Onun

kadınlar için hers onunki kadınlar için

İts Onun

hayvanlar ve its onunki hayvanlar cansızlar için cansızlar için

our Bizim

ours bizimki

their Onların

theirs onlarınki

Şimdi bunların örneklerle kullanılış şekillerini görelim;

This is my book.

Bu benim kitabımdır.

This is mine.

Bu benimkidir.

This is your book.

Bu senin kitabındır.

This is yours.

Bu seninkidir.

This is his book.

Bu onun kitabıdır.

This is his.

Bu onunkidir.

This is her book.

Bu onun kitabıdır.

This is hers.

Bu onunkidir.

This is its book.

Bu onun kitabıdır.

This is its.

Bu onunkidir.

This is our book.

Bu bizim kitabımızdır.

This is ours.

Bu bizimkidir.

This is your book.

Bu sizin kitabınızdır.

This is yours.

Bu sizinkidir.

This is their book.

Bu onların kitabıdır.

This is theirs.

Bu onlarınkidir.

 

İşaret edilen kitaplar birden fazla ise, özneyi çoğul hale getiririz.

These are my books.

Bunlar benim kitaplarımdır.

These are mine.

Bunlar benimkilerdir.

These are your books.

Bunlar senin kitaplarındır.

These are yours.

Bunlar seninkilerdir.

These are his books.

Bunlar onun kitaplarıdır. Erkekler için

These are his.

Bunlar onunkilerdir.

These are her books.

Bunlar onun kitaplarıdır. Kadınlar için

These are hers.

Bunlar onunkilerdir.

These are its books.

Bunlar onun kitaplarıdır. Hayvanlar ve cansızlar için

These are its.

Bunlar onunkilerdir.

These are our books.

Bunlar bizim kitaplarımızdır.

These are ours.

Bunlar bizimkilerdir.

These are your books.

Bunlar sizin kitaplarınızdır.

These are yours.

Bunlar sizinkilerdir.

These are their books.

Bunlar onların kitaplarıdır.

These are theirs.

Bunlar onlarınkidir.

 

Bedava Ders 9

Olumsuz (negative) cümleler:

İngilizce’de “not” kelimesi olumsuzluk ekidir. Cümlede yardımcı fiilden sonra gelir ve cümleyi olumsuz hale getirir. Böylece;

a) Genis zaman (simple present tense) ve geçmiş zaman (past tense) yardımcı fiili olan am, is, are, was, were’den sonra :

Ahmet is a doctor.

Ahmet is not a doctor. Veya bunu kısaltırız:

Ahmet isn’t a doctor.

 

b) Geniş zaman ve geçmiş zaman cümlelerindeki fiilleri, “do” veya “did” yardımcı fiiliyle, fiilin geniş zaman (mastar) yapısına ayırdıktan sonra, yardımcı fiilin ardından “not “ ekini getirerek;

I like books.

I do not like books. Her fiilin içinde “do” yardimci fiili vardir. Bu, üçüncü tekil

şahıslarda “does” şeklindedir.

She likes books.

She does not like books.

 

c) Geçmiş zamanda, fiillerin içindeki do veya does yardimci fiili, “did” haline dönüşür.

I liked books.

I did not like books.

She liked books.

She did not like books.

 

Olumsuz cümleleri kisaltmak icin yardimci fiil ile not eki birleştirilebilir.

I don’t like books.

She doesn’t like books.

I didn’t like books.

She didn’t like books.

 

Bedava Ders 10

Olumlu sorular (Affirmative Questions)

Ingilizce’de soru cümlesi yapmak için, yardımcı fiili öznenin önüne getiriniz.

Mehmet is a carpenter.

Is Mehmet a carpenter?

 

You study English.

Do you study English?

 

Olumsuz sorular (Negative Questions)

Bu soru şeklini yapmak için de yine, yardımci fiil yer değiştirecek ve öznenin önüne geçecektir. Kısaltılmış cümlelerde “not” olumsuz eki, yardımcı fiille birlikte öznenin önüne gelir.

Ayşe is not a student.

Is Ayşe not a student?

 

Ayşe isn’t a student.

Isn’t Ayşe a student?

Bedava Ders 11

Bu cümlelerin cevaplari, genellikle “evet” veya “hayır" şeklindedir.

Bu cevaplar uzun veya kısa şekilde olabilir:

Is Mehmet a carpenter?    Yes, he is a carpenter.
Yes, he is.

No, he is not a carpenter.
No, he isn’t.

Do you study English? Yes, I study English.
Yes, I do.

No, I do not study English.
No, I don’t.

 

Aşağıdaki olumlu cümleleri olumsuz hale getiriniz.

Örnek: It is a book.

It is not a book.

It isn’t a book.

 

1. It is yellow.

2. Selin is here.

3. I play the piano.

4. Mary is tall.

5. Ahmet and Mehmet are ready.

6. Joyce lives in a dormitory.

7. I visit them often.

8. They watch television.

9. Paul is on time.

10. Denny has a ticket.

 

Şimdi aynı cümleleri soru haline getiriniz ve cevaplandırınız.

 

Bedava Ders 12

(Tenses)

Zaman kavramını geçmişten gelip geleceğe giden düz bir çizgi olarak düşünelim.

Bu zaman çizgisi üstünde, geçmişte yaptığımız, şu anda da yapabileceğimiz veya ileride yapma olasılığımız olan hareketlerimizi anlatan cümleler, “Geniş Zaman” yani “Simple Present Tense” olan cümlelerdir.

I walk slowly.

Ben yavaş yürürüm.

You walk slowly.

Sen yavaş yürürsün.

He walks slowly.

O (erkekler icin) yavaş yürür.

She walks slowly.

O (kadınlar için) yavaş yürür.

It walks slowly.

O (hayvanlar ve cansızlar için) yavaş yürür.

We walk slowly.

Biz yavaş yürürüz.

You walk slowly.

Siz yavaş yürürsünüz.

They walk slowly.

Onlar yavaş yürürler.

 

Yukarıda gördüğünüz gibi “to walk” yani yürümek fiili, üçüncü şahıslarda “walks” şeklinde yazılmaktadır. Bunun nedeni fiilin içindeki “do” yardımcı fiilinin üçüncü tekil şahıslarda “ does” şeklinde olmasıdır. “Does” daki “es” eki, üçüncü şahıslar için kullanilan fiillere „s” veya “es” olarak eklenir. Bunun çeşitli örneklerini derslerimiz ilerlerken göreceksiniz.

Bu cümleleri soru haline getirirken, ana fiili yerinden oynatamıyacağımız için, her fiilin içinde bulunan yardımcı fiil olan “do” kelimesini, üçüncü şahıslar içinse “does” kelimesini öznenin önüne getireceğiz.

I walk slowly.

I (do+walk) slowly.

Do I walk slowly?

You walk slowly.

You (do+walk) slowly.

Do you walk slowly?

He walks slowly.

He (does+walk) slowly.

Does he walk slowly?

She walks slowly.

She (does+walk)slowly.

Does she walk slowly?

It walks slowly.

It (does+walk) slowly.

Does it walk slowly?

We walk slowly.

We (do+walk) slowly.

Do we walk slowly?

You walk slowly.

You (do+walk)slowly.

Do you walk slowly?

They walk slowly.

They (do+walk)slowly.

Do you walk slowly?

 

Daha önce de gördüğümüz gibi, olumsuz ve soru cümlelerinde, bu cümleleri oluşturmak için yardımcı fiilin yanına “not” getiriyor veya cümleyi soru haline getireceksek, bu sefer de yardımcı fiili özne’nin önüne alıyoruz.

 

I walk slowly.

I do not walk slowly.

Kısa olarak da:   I don’t walk slowly.

You walk slowly.

You do not walk slowly.

You don’t walk slowly.

He walks slowly.

He does not walk slowly.

He doesn’t walk slowly.

She walks slowly.

She does not walk slowly.

She doesn’t walk slowly

It walks slowly.

It does not walk slowly.

It doesn’t walk slowly.

We walk slowly.

We do not walk slowly.

We don’t walk slowly.

You walk slowly.

You do not walk slowly.

You don’t walk slowly.

They walk slowly.

They do not walk slowly.

They don’t walk slowly

 

İlk derste öğrendiğimiz kuralı hatırlıyarak şimdi siz bu cümleleri olumsuz soru şekline getiriniz.

Örnek:

I walk slowly.

Do I not walk slowly? Veya kısa olarak: Don’t I walk slowly?

 

Bedava Ders 13

Geniş zamanı ana hattı ile öğrendikten sonra bu zamanın içindeki bir takım anlam değişikliklerini görelim.

 

a) Geniş zaman, zaman çubuğunun üzerinde, her zaman yaptığımız, hissettiğimiz veya durumumuzu bildiren bir cümle yapısıdır. Ancak aşağıdaki örnekde olduğu gibi bazen sadece o anı gösterebilir.

(Şu anda) kaç tane uçak görüyorsun? Diye sorulsa,

« I see four planes .» denir. Bunun anlamı zaman çubuğu üstünde o anda

yaptığınız bir işlem, gördüğünüz uçak sayısıdır. Çubuk üstünde

gösterirsek; (X konuştuğumuz veya düşündüğümüz andır.)

________________________________X__________________________________

 

Buna bir kaç örnek daha verelim:

You look well.

I am thirsty.

I want some coffee.

 

b) Aşağıdaki örneklerdeki geniş zaman cümleleri ise, konuşulan anı içine aldığı gibi, o anın daha öncesinden başlamış ve daha sonraya da uzanabileceğini anlatmaktadır.

 

My father is an economist.

I play the piano.

She teaches mathematics.

 

__________________________________X__________________________________

-        -        -        -        -        -        -        -        -        -        -        -        -        -        -        -        -         -

 

c) Aşağıdaki örneklerde ise geniş zaman, olayın veya söylenilenin şu an için geçerli olduğu gibi geçmişte veya gelecekte de ara ara olabileceği anlamını taşımaktadır:

 

Ali comes home every Saturday.

Tolga plays tennis in the mornings.

Sue goes to church often.

 

_________________________________X___________________________________

x                 x                       x                     x             x             x                 x             x         x             x

 

 

 

d) Aşağıdaki geniş zaman cümlelerinin anlamı, bu durumların her zaman için geçerli

oluşudur:

Istanbul is in Turkey.

The sun sets in the west.

 

_______________________________X____________________________________

--------------------------------                                    ----------------------------------------

 

e) Şimdi de geniş zamanlı cümle oldukları halde gelecekten haber veren örnekler görelim:

The plane arrives at three o’clock.

They leave in the evening.

 

Yukarıdaki örnekler, çok sık kullanılan cümleler olduklari icin şimdiden ezberlemeye çalışırsanız ilerisi için sizlere faydalı olacaklardır. Bugün için sizlerin yapmas gereken, soru halinde olmayan cümle yapısında önce öznenin geldiği ve özneyi fiil veya yardımcı fiilin takip ettiği ve bu cümlelerın olumsuz ve soru haline getirilmesini iyice öğrenmektir.

Bedava Ders 14

Geçmiş zaman (Simple Past Tense)

 

Geçmiş zaman, fiilin geçmiş zaman halini kullanarak yapılır. Geniş zamandan farklı olarak, fiilin geçmiş zaman hali tüm şahıslar için, tekil veya çoğul hiç farketmeksizin,aynıdır.

Ancak “to be”nin geçmiş zaman hali, tekil veya çoğul şahıslar için farklıdır.

Geniş zaman

Geçmiş zaman

I am beautiful.          Güzelim.

I was beautiful.            Güzeldim.

You are beautiful.   Güzelsin.

You were beautiful.    Güzeldin

He is beautiful.        O güzeldir.

He was beautiful.        O güzeldi.

She is beautiful.      O güzeldir.

She was beautiful.    O güzeldi.

It is beautiful.           O güzeldir.

It was beautiful.          O güzeldi.

We are beautiful.     Biz güzeliz.

We were beautiful.     Biz güzeldik.

You are beautiful.    Siz güzelsiniz.

You were beautiful.     Siz güzeldiniz.

They are beautiful.    Onlar güzeldir.

They were beautiful.   Onlar güzeldiler.

 

Bir iş bir oluş bildiren fiillerin çoğu, “d”, “ed” veya “t” harfi eklenerek geçmiş zaman haline getirilir:

1) Sonuna sadece “t” harfi eklenerek, geçmiş zaman haline getirilen fiillerin sayısı azdır. Buna bir örnek olarak,

mean - meant

Fiilini gösterebiliriz.

2) Fiil, “e” veya “ee” ile bitiyorsa, genellikle “d” harfi eklenerek geçmiş zaman haline getirilir:

raise - raised

agree - agreed

3) Fiilin sonu h, w, x, y dışında başka bir sessiz harf ile bitiyorsa, son harf tekrarlanıp yanına “ed” eklenir.

stop - stopped

beg - begged

4) Fiilin sonuna bir seessizden sonra “y” harfi geliyorsa, sondaki “y” kalkar ve “ied” eklenir.

try - tried

study - studied

Geçmiş zaman hallerini öğrendiğimiz bu kelimelerle şimdi birkaç cümle yapalım.

Geniş zaman

Geçmiş zaman

I mean it.

I meant it.

You mean it.

You meant it.

He means it.

He meant it.

She means it.

She meant it.

It means it.

It meant it.

We mean it.

We meant it.

You mean it.

You meant it.

They mean it.

They meant it.

Bedava Ders 15

Geçmiş zaman haline getirdiğimiz bu cümleleri “olumsuz” hale nasıl getirebiliriz?

Biliyorsunuz ki, bunun için “not” ekine ihtiyacımız var. Ancak Geniş zamanı öğrenirken gördük ki, not eki sadece yardımcı fiilin yanına gelebiliyor. Geniş zamanda her fiilin içinde bir de “do” veya “does” yardımcı fiilinin olduğunu öğrenmiştik. Bu yardımcı fiil, geçmiş zamanda, tüm şahıslar için “did”dir.

Bunu öğrendikten sonra şimdi cümlemizi tekrar inceliyelim:

Geçmiş zaman (Olumlu cümle)

Geçmiş zaman(Olumsuz cümle)

I meant it. = I did+mean it.

I did not mean it. Kisaca; I didn’t mean it.

You meant it. = You did+mean it.

You did not mean it.  You didn’t mean it.

He meant it. = He did+mean it.

He did not mean it.  He didn’t mean it.

She meant it. = She did+mean it.

She did not mean it.  She didn’t mean it.

It meant it. = It did+mean it.

It did not mean it.  It didn’t mean it.

We meant it. = We did+mean it.

We did not mean it.  We didn’t mean it.

You meant it. = You did+mean it.

You did not mean it.  You didn’t mean it.

They meant it. = They did+mean it.

They did not mean it.  They didn’t mean it

 

Şimdi aynı cümlenin soru halini ve buna cevapları görelim:

Did I mean it?

Yes, you did. Yes, you meant it.

No, you didn’t.

No, you did not mean it.

Did you mean it?

Yes, I did. Yes, I meant it.

No, I didn’t.

No, I did not mean it.

Did he mean it?

Yes, he did. Yes, he meant it.

No, he didn’t.

No, he did not mean it.

Did she mean it?

Yes, she did. Yes, she meant it.

No, she didn’t.

No, she did not mean it.

Did it mean it?

Yes, it did. Yes, it meant it.

No. it didn’t.

No, it did not mean it.

Did we mean it?

Yes, you did. Yes, you meant it.

No, you didn’t.

No, you did not mean it.

Did you mean it?

Yes, we did. Yes, we meant it.

No, we didn’t.

No, we did not mean it.

Did they mean it?

Yes, they did. Yes, they meant it.

No, they didn’t.

No, they did not mean it.

 

Aynı cümlelerin Olumsuz Soru halleri ise şöyle yapılır:

Didn’t I mean it?

Did I not mean it?

Didn’t you mean it?

Did you not mean it?

Didn’t he mean it?

Did he not mean it?

Didn’t she mean it?

Did she not mean it?

Didn’t it mean it?

Did it not mean it?

Didn’t we mean it?

Did we not mean it?

Didn’t you mean it?

Did you not mean it?

Didn’t they mean it?

Did they not mean it?

Yukarıda geçmiş zaman hallerini öğrendiğimiz diğer fiillerle şimdi siz cümleler kurup, onlarin soru hallerini, olumsuz ve olumsuz soru şekillerini yazarmısınız?

Bedava Ders 16

İngilizce'de, her zaman İnsan, şehir, ülke, devlet, üniversite, bina ve kanun isimleri, Milliyet ve kullanılan lisan isimleri, Ders isimleri, haftanın günleri, aylar, din isimleri, kitap isimleri büyük harfle yazılır.

Nokta, Cümle bitiminde ve kısaltmalarda kullanılır.

Soru işareti soru cümlelerinin sonunda kullanılır.

Virgül, Cümlecikler arasında birkaç ismi sayarken aralarda kullanılır.

Bedava Ders 17

Soru ifade eden kelimelerle (WHO, WHAT, WHICH, WHOSE) yapılan soru cümleleri;

Bu kelimeler soru cümlesinin öznesi veya öznenin tamamlayıcısıdır.

What, Which ve Whose tek başlarına veya yanlarında bir isimle birlikte kullanılırlar.

What is your name?

What plan do you make?

Which is your car?

Which answer is correct?

Whose did you take?

Whose book did you take?

Who ise tek başına kullanılır.

 

Who came here?

Bu cümle yapısı aynı şekilde, When, Where, How ve Why soru kelimeleriyle yapılan cümleler için de geçerlidir.

When do you go?

Where is your home?

Why are you lazy?

How are you?

 

Bedava Ders 18

17. bölümde gördüğümüz soru şekillerine verilen cevaplar tek kelimelik olduğu gibi, birkaç kelimelik uzunca cevaplar da olabilir.

What is your name?     Tülin. My name is Tülin.

Who came here?         Berin. Berin came here.

When do you go?     Today.  I go today.

How are you?             Fine. I am fine.

 

Bedava Ders 19

Mülkiyet hali ismin sonuna (') veya ('s) konularak yapılır.

Kemal's Kemal'in

Kemal's book Kemal'in kitabı

Kemal's book is here. Kemal'in kitabı buradadır.

Kemal's is here. Kemal'inki burada.

The boy's Erkek çocuğun (bilinen bir çocuk)

The boy's room Erkek çocuğun odası

The boy's room is there. Erkek çocuğun odası oradadır.

The boy's is there. Erkek çocuğunki oradadır.

A cat's Bir kedinin

A cat's tail Bir kedinin kuyruğu

A cat's tail is long. Bir kedinin kuyruğu uzundur.

Şayet isimler çoğul ise ve sonu (s) ile bitiyorsa sonuna sadece (') konur.

The boys' room Erkek çocukların odası

The boys' room is there. Erkek çocukların odası oradadır.

The boys' rooms Erkek çocukların odaları

The boys' rooms are there. Erkek çocukların odaları oradadır.

Ancak sonu (s) ile bitmeyen çoğulların sonuna, ('s) konur.

The men's hats Erkeklerin şapkaları

 

Bedava Ders 20

Mülkiyet halinin nesnede kullanılması:

It is Selin's coat.

O, Selin'in mantosudur.

This is Selin's coat.

Bu, Selin'in mantosudur.

That is Selin's coat.

Şu, Selin'in mantosudur.

These are Selin's coats.

Bunlar, Selin'in mantolarıdır.

Those are Selin's coats.

Şunlar Selin'in mantolarıdır.

They are Selin's coats.

Onlar Selin'in mantolarıdır.

It is your mother's hat.

O senin annenin şapkasıdır.

This is your mother's hat.

Bu senin annenin şapkasıdır.

That is your mother's hat.

Şu senin annenin şapkasıdır.

These are your mother's hats.

Bunlar senin annenin şapkalarıdır.

Those are your mother's hats.

Şunlar senin annenin şapkalarıdır.

They are your mother's hats.

Onlar senin annenin şapkalarıdır.

 

Bedava Ders 21

Bu derste şimdiki zamanın (Present Continuous Tense) nasıl yapıldığını görelim;

İngilizce'de şimdiki zamanı uygulamak için özneden sonra yardımcı fiil "be"nin özneye uygun olan şekli eklenir. Bundan sonra, normal olarak yerini almakta olan fiile "ing" eki konur.

Özne - be - fiil - ing.

 

I am going.

Ben gidiyorum.

You are going.

Sen gidiyorsun.

He is going.

O gidiyor.

She is going.

O gidiyor.

It is going.

O gidiyor.

We are going.

Biz gidiyoruz.

You are going.

Siz gidiyorsunuz.

They are going.

Onlar gidiyorlar.

 

Her zaman olduğu gibi, fiilden sonra nesne getirebiliriz.

I am drinking water.  Su içiyorum.

veya

I am going home.  Eve gidiyorum.

Bu cümleleri olumsuz hale getirmek için "be" fiilinin özneye uygun olan şeklinden sonra "not" eklenir.

She is not going.

They are not coming here.

I am not drinking milk.

Soru haline getirmek için ise, "to be" fiili öznenin önüne geçer.

Am I going? Gidiyormuyum?

Are you coming here? Buraya mı geliyorsun?

Is she not going? Gitmiyor mu?

veya   Isn't she going?

 

Bedava Ders 22

Geçmişte Süreklilik (Past Continuous Tense)

Bu zamanı uygulamak için "to be" fiilinin özneye uygun olan şeklinin geçmiş zamanı kullanılır.

I was going home. Eve gidiyordum.

You were going home. Eve gidiyordun.

He was going home. Eve gidiyordu.

She was going home. Eve gidiyordu.

It was going home. Eve gidiyordu.

We were going home. Eve gidiyorduk.

You were going home. Eve gidiyordunuz.

They were going home. Eve gidiyorlardı.

Bu cümleleri de olumsuz yapmak için, "not" yardımcı fiilden sonraya; soru yapmak içinse, yardımcı fiil öznenin başına getirilir.

I was not going home. Eve gitmiyordum.

Were you going home? Eve mi gidiyordun?

Was she not going home? Eve gitmiyormuydu?

veya   Wasn't she going home? " "

 

Bedava Ders 23

Gelecek Zaman (Future Tense)

Özneden sonra (ben ve bizden sonra "shall", diğer öznelerden sonra ise "will") yardımcı fiili konur. Sonra mastar fiil getirilir.

I shall eat. Yiyeceğim.

You will eat. Yiyeceksin.

He will eat. Yiyecek.

She will eat. Yiyecek.

It will eat. Yiyecek.

We shall eat. Yiyeceğiz.

You will eat. Yiyeceksiniz.

They will eat. Yiyecekler.

Her ne kadar "ben" ve "biz" , "shall" yardımcı fiili alıyorlarsa da aynı zamanda diğer özneler gibi "will" yardımcı fiilini de kullanabilirler.

I will eat. Yiyeceğim.

We will eat. Yiyeceğiz.

Bu yapıda da yine, olumsuz cümleler için "not" yardımcı fiilden sonra gelir. Soru cümleleri için ise yardımcı fiil öznenin önüne getirilir.

I shall not eat. Yemiyeceğim.

veya I will not eat.

You will not eat. Yemiyeceksiniz.

 

Shall I eat? Yiyecek miyim?

Will they eat? Yiyecekler mi?

 

Shall I not eat? Yemiyecek miyim?

Will he not eat? Yemiyecek mi?

veya  Won't he eat? "

 

Bedava Ders 24

Sıfatlar (Adjectives)

Sıfatlar, isimleri tanımlamak için kullanılırlar.

A good book.   İyi bir kitap

The short story     Kısa hikaye

This man  Bu adam

Those forks         Şu çatallar

Some ink  Biraz mürekkep

Which boy  Hangi çocuk

Whose table  Kimin masası

 

 

This is a good book.

I liked the short story.

This man is an engineer.

Those forks are mine.

I need some ink.

Which boy played the game?

Whose table is this?

Siz de bu şekilde cümleler kurmaya çalışın.

narrow road, yellow napkin, tall man, ugly dog, beautiful day, cold water gibi...

 

Bedava Ders 25

Önceki derste, mülkiyet anlamını Selin's coat, Dogs' tails de olduğu gibi, kelimenin sonuna ('s) veya (') ekleyerek elde edebildiğimizi öğrenmiştik. Aynı anlamı (of) ile de sağlayabiliriz. Ancak bunlar genellikle cansız varlıklara ait isimlerdir.

Mary's friends         Mary's friends are very nice.

My mother's hair         My mother's hair is long.

The teacher's book             The teacher's book is here.

The door of the house         The door of the house is brown.

The legs of this chair             The legs of this chair are short.

The cover of this book         The cover of this book is green.

Şimdi bunlar gibi cümleler kurmaya çalışın. Pratik yapmak ve okuduğunuz cümleleri ezberlemeniz sizler için çok faydalı olacaktır.

Bedava Ders 26

Bazı sıfatlar ekler yapılarak olumsuz hale getirilebilirler.

 

agree anlaşmak, uyuşmak

disagree uyuşmamak, bozuşmak

appear görünmek

disappear gözden kaybolmak

connect birleştirmek

disconnect birbirinden ayırmak

sincere samimi, içten

insincere samimi olmayan, iki yüzlü

secure emin

insecure tehlikeli

definite belirli

indefinite belirsiz

possible mümkün

impossible imkansız

moral ahlaklı, dürüst

immoral ahlaka aykırı

mature olgun

immature olmamış, ham

legal yasal

illegal kanuna uymayan

logical mantıksal

illogical mantıksız

legible okunaklı 

illegible okunmaz

regular düzenli

irregular muntazam olmayan

rational makul

irrational makul olmayan

responsible ciddi

irresponsible düşüncesiz, güvenilmez

selfish bencil

unselfish bencil olmayan

tried denenmiş

untried denenmemiş

true doğru

untrue doğru olmayan

Ayrıca bazı sıfatlar ise kelimenin sonundaki "ful" kaldırılıp "less" eki getirilerek olumsuz yapılabilir.

useful yararlı         useless yararsız

hopeful umutlu         hopeless umutsuz

cheerful neşeli         cheerless kasvetli, hüzün verici

Bedava Ders 27

The, a, an'de sıfat yerine geçerler.

"The" önüne gelen ismi, konuşan ve dinliyen arasında bilinen haline getirir.

"A" ve "An" ise, "sıradan herhangi bir" anlamına gelir. Ancak tam olarak "bir adet" demek istiyorsak o zaman "one" veya "iki adet" için "two" gibi sayısal kelimeler kullanılır.

The book ( Konuşan ve dinliyen tarafından bilinen) kitap

A book ( Herhangi bir) kitap

One book ( Sayısal olarak) bir kitap

Two books     "         " iki kitap

Three books     "         " üç kitap

Bedava Ders 28

Emir Kipi (Order Form)

Bu durumda, özne olmadan, önce fiili söylüyoruz. Ancak buna nesne veya tamamlayıcı da ekleyebiliriz.

Go.         Git.

Go there.         Oraya git.

Drink your milk.         Sütünü iç.

Drive you car.         Arabanı sür.

Bu emirleri biraz hafifletmek için "please" kelimesini kullanıyoruz.

Please, go.         Lütfen git.

Please, go there.         Lütfen oraya git.

Please, drink your milk.         Lütfen, sütünü iç.

Please, drive your car.         Lütfen, arabanı sür.

Aynı cümleleri, "please" i sona getirerek de yapabiliriz. Anlam olarak hiç bir fark yoktur.

Please, sit down.         Lütfen otur.

Sit down, please.        Lütfen otur.

Bunları "olumsuz" hale getirebiliriz. Biliyorsunuz bu fiillerin içinde "do" yardımcı fiili vardır ve yine biliyoruz ki not eki yardımcı fiilin yanına getirilir.

Go.

Do not go.

veya

Don't go.         Gitme.

Do not drive your car.

veya

Don't drive your car.  Arabanı sürme.

 

Please, do not go there.

veya

Please, don't go there.         Lütfen oraya gitme.

Please, do not drink your milk.

veya

Please, don't drink your milk.         Lütfen sütünü içme.

Emirler, istekler çok daha hafif ve incitmiyecek şekilde söylenebilirler. Bunları ilerledikçe öğreneceksiniz.

Bedava Ders 29

"To have" fiili

Bu fiil bir oluş bildirdiği gibi, ilerideki derslerde göreceğimiz gibi, yardımcı fiil olarak da kullanılabilmektedir. Ancak şimdi, "sahip olmak" anlamı içinde öğreneceğiz.

I have some food.         Biraz yemeğim var. (Biraz yemeğe sahibim)

You have some food.         Biraz yemeğin var.

He has some food.         Biraz yemeği var. Üçüncü tekil şahıslarda yardımcı fiil "do", "does" halinde

olduğu için, "have", "has" olur.

She has some food.         Biraz yemeği var.

It has some food.         Biraz yemeği var.

We have some food.         Biraz yemeğimiz var.

You have some food.         Biraz yemeğiniz var.

They have some food.         Onların biraz yemeği var.

Bu fiilin olumsuz ve soru şekilleri, iki türde yapılır.

a) "Have" yardımcı fiil gibi yanına "not" alarak olumsuz olur.

I have not.

veya "do" yardımcı fiilinin yardımıyla olumsuz olur.

I do not have.

b) Have I?

veya yine "do" yardımcı fiiliyle,

Do I have?

Bedava Ders 30

"To have" fiilinin Geçmiş Zaman hali

"To have" bütün şahıslar için "had" haline gelir.

I had a blue car.

You had a blue car.

He had a blue car.

She had a blue car.

We had a blue car.

You had a blue car.

They had a blue car.

Şimdi bunları olumsuz hale getirelim.

"Do" yardımcı fiilin geçmiş zaman hali "did"dir.

I did not have a blue car.

I didn't have a blue car.

You did not have a blue car.

You didn't have a blue car.

He did not have a blue car.

He didn't have a blue car.

She did not have a blue car.

She didn't have a blue car.

We did not have a blue car.

We didn't have a blue car.

You did not have a blue car.

You didn't have a blue car.

They did not have a blue car.

You didn't have a blue car.

Soru haline getirelim.

Did I have a blue car?

Did we have a blue car?

Olumsuz soru yaparsak;

Did you not have a blue car?

Didn't you have a blue car?

Did they not have a blue car?

Didn't they have a blue car?

 

Bedava Ders 31

"Have to" ise yardımcı fiildir. Bir zorunluluk ifade eden "......meli, ...........malı" eki şeklindedir.

Ancak bu zorunluluk, konuşanın koyduğu zorunluluk değil, bir takım dış mecburiyetlerin getirdiği

bir zorunluluktur.

Özne'den sonra "have to" veya üçüncü şahıslar için "has to" yardımcı fiilini getirdikten sonra asıl yapılan işi belirtmek için fiilimizi getiririz.

I have to go now.

Şimdi gitmeliyim.

You have to go now.

" gitmelisin.

He has to go now.

" gitmeli.

She has to go now.

" gitmeli.

It has to go now.

" gitmeli.

We have to sit down.

Oturmalıyız.

You have to sit down.

Oturmalısınız.

They have to sit down.

Oturmalılar.

 

Bedava Ders 32

"Have to" iki şekilde olumsuz veya soru yapılır.

Olumsuz

I have not to wash the dishes. Bulaşıkları yıkamam gerekmiyor. (Bu yapı çok kullanılmıyor.)

I haven't to wash the dishes.

veya

I do not have to wash the dishes. Genellikle bu yapı kullanılır.

I don't have to wash the dishes.

Soru

Have I to wash the dishes?

veya

Do I have to wash the dishes?

Olumsuz Soru

Have I not to wash the dishes?

Haven't I to wash the dishes?

veya

Do I not have to wash the dishes?

Don't I have to wash the dishes?

 

Bedava Ders 33

"Have to" nun Geçmiş Zaman olarak kullanılması

Bu, tüm şahıslar için "had to" dur.

I had to polish my shoes.             Ayakkabılarımı cilalamalıydım.

You had to polish your shoes.         Ayakkabılarını cilalamalıydın.

He had to polish his shoes.         Ayakkabılarını cilalamalıydı.

She had to polish her shoes.                 "                         "

We had to polish our shoes.         Ayakkabılarımızı cilalamalıydık.

You had to polish your shoes.         Ayakkabılarınızı cilalamalıydınız.

They had to polish their shoes.         Ayakkabılarını cilalamalıydılar.

Bunların "olumsuz" veya "soru" halleri iki ayrı şekilde yapılır.

Olumsuz

I had not to polish my shoes.

veya

I did not have to polish my shoes.

Kısaca,

I didn't have to polish my shoes.

Soru

Had I to polish my shoes? Bu yapı sıklıkla kullanılmaz.

Did I have to polish my shoes? Bu yapı sıklıkla kullanılır.

Olumsuz Soru

Had I not to polish my shoes?

Did I not have to polish my shoes?

Kısaca,

Didn't I have to polish my shoes?

Bedava Ders 34

"Must" yardımcı fiili

Bu, sözü söyleyenin belirttiği bir zorunluluktur.

I must come home early.

You must come home early.

He must come home early.

She must come home early.

It must come home early.

We must come home early.

You must come home early.

They must come home early.

Bu cümlelerin olumsuz veya soru hallerinde "do" kullanılmaz.

 

Bedava Ders 35

"There"

Bu kelime ilk derslerde gördüğümüz gibi, genellikle cümlenin sonuna gelerek "orada" anlamında kullanıldığı gibi bazı durumlarda cümlenin başında da kullanılır. Bu durumda anlam farklılaşır.

There is a book on the table.             Masanın üstünde bir kitap var.

There are two cats in the kitchen.         Mutfakta iki kedi var.

Bu cümleleri geçmiş zaman haline çevirmek için sadece "is" ve "are"ı , "was" ve "were" yaparız.

There was a book on the table.             Masanın üstünde bir kitap vardı.

There were two cats in the kitchen.         Mutfakta iki tane kedi vardı.

Bunların olumsuz eki, yardımcı fiilden sonra gelir.

Soru halleri ise, yardımcı fiilin "there"in önüne geçmesiyle yapılır.

There is not a book on the table.

There isn't a book on the table.

Are there two cats in the kitchen?

Are there not two cats in the kitchen?

Aren't there two cats in the kitchen?

Bedava Ders 36

Yardımcı fiil "Can"

"Can" yardımcı fiili, yetenek, yeterlilik, izin, ihtimal, rica veya yardım teklif ederken kullanılır.

a. Şarkı söyleyebilirim. yetenek

I can sing.

b.Burada sigara içebilirsin. izin

You can smoke here.

c.Kazanabiliriz. ihtimal

We can win.

d.Bana yardım edebilirmisin? rica

Can you help me?

e.Size yardım edebilirmiyim? yardım teklif ederken

Can I help you?

 

Bedava Ders 37

"Can" yardımcı fiili ve "What", "Where", "How", "When", "What", "Who" kelimeleri ile

soru cümlelerine örnekler;

What can I do for you?         Sizin için ne yapabilirim?

Where can I buy fish?         Nerede balık satın alabilirim?

How can I get to the park?         Parka nasıl ulaşabilirim?

When can we visit you?         Sizi ne zaman ziyaret edebiliriz?

What can we do there?         Orada ne yapabiliriz?

How can we help you?         Size nasıl yardım edebiliriz?

 

Bedava Ders 38

Yardımcı fiil "May"

"May" yardımcı fiilinden sonra kök fiil gelir

Yapılma olasılığı, veya "ben" ve "biz" den başka şahıs zamirleriyle kullanıldığında ise

izin verme anlamı vardır.

I may go to school early.         Okula erken gidebilirim.

We may drink tea in the afternoon.        Öğleden sonra çay içebiliriz.

You may leave at noon.        Öğle vakti gidebilirsin.

He may smoke there.                 Orada sigara içebilir.

She may buy a new dress.         Yeni bir elbise alabilir.

They may come in.        Onlar içeri gelebilirler.

Olumsuz cümlelerde "not" eki, "may"den sonra gelir.

Soru cümlelerinde ise "may" öznenin başına geçer.

I may not go to school early.

May we drink tea in the afternoon?

Bedava Ders 39

"Used to"

Bu yardımcı fiil, daha önceleri sık sık yapılan fiilleri anlatır.

I used to play tennis.                                     Tenis oynardım.

You used to drink tea every evening.         Sen her akşam çay içerdin.

He used to see his mother every day.         O her gün annesini görürdü.

She used to cook.                                         Yemek pişirirdi.

It used to drink milk.                                     O süt içerdi.

We used to share our books.                     Kitaplarımızı paylaşırdık.

You used to play bridge.                             Briç oynardınız.

They used to swim every day.                     Onlar hergün yüzerlerdi.

Genellikle "did" ile soru haline getirilir. Bu fiil kendi içinde geçmiş zaman olduğu için, olumsuz ve soru cümlelerinde, "did"in yanında "use to" haline gelir.

Did you use to play tennis?

I did not use to play tennis.

I didn't use to play tennis.

 

Bedava Ders 40

"To be used to"

Yukarıda belirttiğimiz "used to" yardımcı fiiline çok benzese de, anlam olarak alışkanlığı belirtir.

My mother is used to cook.             Annem yemek pişirmeye alışıktır.

Mehmet is used to drive.                 Mehmet araba kullanmaya alışıktır.

Mary is not used to write letters.         Mary mektup yazmaya alışık değildir.

We are not used to smoke.                 Sigara içmeye alışık değiliz.

Your son is used to read books.         Oğlun kitap okumaya alışıktır.

They are not used to work.                 Onlar çalışmaya alışık değildir.

Bu cümlelerdeki yardımcı fiilin yanına "not" eki getirerek olumsuz yapıyoruz. Soru yapmak için de, biliyorsunuz, yardımcı fiili öznenin önüne getireceğiz.

Geçmiş zaman haline getirmek için ise, "is" "was", "are" "were" olacaktır.

Mary was used to write letters.

Mary was not used to write letters.

They were not used to work.

 

Bedava Ders 41

"To use" ise, kullanmak anlamına gelen çok sade bir fiildir.

Yukarıdaki iki anlamla da hiç bir yakınlığı yoktur.

I used a knife.                                             Bir bıçak kullandım.

His father used his hands.                         Onun babası ellerini kullandı.

Sue's mother uses the machine.                 Sue'nın annesi makineyi kullanır.

You are using the napkins.                         Peçeteleri kullanıyorsun.

I did not use a knife.                                     Bıçak kullanmadım.

His father didn't use his hands.                     Babası ellerini kullanmadı.

Does Sue's mother use the machine?             Sue'nın annesi makineyi kullanıyor mu?

Are you using the napkins?                             Peçeteleri kullanıyormusun?

 

Bedava Ders 42

"Whose"

Bu, "Kimin?" anlamına gelir. Kimin kitabı, kimin annesi gibi soru cümlelerinde kullanılır.

Özne olarak tek başına veya yanına bir isim gelerek cümle yapısında yer alır.

Whose is beautiful?         Kiminki güzel?

Ayşe's.                             Ayşe'ninki.

Ayşe's is beautiful.             Ayşe'ninki güzeldir.

Whose book is this?             Bu, kimin kitabıdır?

My father's.                         Benim babamın.

It is my father's.                     O, benim babamındır.

Aynen "Whose" gibi, "Which" ve "What" ile yapılan soru cümlelerinde, "Which" ve "What"

tek başlarına veya yanlarına bir isim alarak da kullanılabilirler.

Which is correct?                             Hangisi doğrudur?

Which answer is correct?                 Hangi soru doğrudur?

What is your name?                         İsminiz nedir?

Tülin.

My name is Tülin.                             Benim ismim Tülin'dir

What plan did you make?                 Ne plan yaptın?

 

Bedava Ders 43

"Some" ve "Any"

Some," biraz veya bazı"anlamına gelir

I have some friends in Omaha.         Benim Omaha'da bazı arkadaşlarım var.

There are some wide streets.             Bazı geniş caddeler var.

Barry has some hobbies.                 Barry'nin bazı hobileri var.

"Any" ise, bu cümlelerin olumsuz ve soru hallerinde kullanılır.

I do not have any friends in İzmir.         İzmir'de hiç arkadaşım yok.

There are not any wide streets.             Hiç geniş cadde yok.

Barry does not have any hobbies.         Barry'nin hiç hobisi yok.

Do you have any friends in İzmir?             İzmir'de hiç arkadaşın var mı?

Are there any wide streets?             Hiç geniş cadde var mı?

Does Barry have any hobbies?             Barry'nin hiç hobisi var mı?

 

Bedava Ders 44

"Many"

Sayılabilen isimlerle sıfat veya zamir olarak kullanılır. Anlam olarak "çok" demektir.

You have many books.

My daughter has many friends.

There are many chıldren in the garden.

Şimdilik bu konu için bu kadar öğrenmemiz yeterli olacaktır.

 

Bedava Ders 45

"Each" Birden fazla olan bireyin veya cansızın tek tek her birinin yaptığı veya olduğu durumu toplu şekilde belirtir.

Each student knows the answer.         Her talebe cevabı biliyor.

Each boy is studying very hard.         Her çocuk çok sıkı çalışıyor.

Each woman wrote the same.             Her kadın aynısını yazdı.

"Every" Anlam olarak "each" kelimesine çok benzer. Fark, birden fazla olan ınsan veya cansızdan bahsetse de yine de ayrı ayrı olarak akla gelir.

Every house is the same colour.         Her ev aynı renkte.

Every girl is wearing a hat.                Her kız şapka giyiyor.

Every man had the right.                     Her adamın hakkı vardı.

Everyone (herkes ayrı ayrı Everyone is clever here.             Burada herkes cok zeki.

Everybody (herkes) Everybody came.         Herkes geldi.

Everything (herşey) Cansızlar Everything was dirty.             Herşey kirli idi.

"All" ise grubun tamamından bahseder.

All the children had funny shoes.         Bütün çocukların komik ayakkabıları vardı.

All men were wearing black suits.         Bütün erkekler siyah takım elbise giyiyorlardı.

All the girls studied very hard.             Bütün kızlar çok sıkı ders çalıştılar.

 

Bedava Ders 46

İsimlerin bazıları sayılabilirken diğer bir bölümü sayılamaz.

Mesela kitap tane olarak sayılabilirken, su'yu, süt'ü saymak imkansızdır.

Sayilabilenlerı adet olarak (1,2,3,15,42,75) belirtebildiğimiz gibi, bu isimlerin önüne "a lot of", "many", "several","some","a few","few", ve ileride öğreneceğiniz daha birkaç kelime getirebiliriz.

Ahmet has a lot of books.                             Ahmet'in çok kitabı var.

There are many beautiful children.             Pek çok güzel çocuk var.

My mother has several problems.                 Annemin birkaç problemi var.

This baby has some teeth.                         Bu bebeğin bazı dişleri var.

His father has a few friends.                     Onun babasının birkac arkadaşı var. (Çok olmamakla

beraber yeterli sayıda)

His father has few friends.                             Onun babasının birkaç arkadaşı var. (Az miktarda,

yeterli değil)

 

Sayılamayan isimlein önüne ise, "a lot of", "lots of", "some", "a little", "little", "much" getirebiliriz.

There is a lot of milk here.             Burada bir dolu süt var.

I drink lots of tea.                             Ben çok çay içerim.

Can you give me some water?         Bana biraz su verirmisin?

Our teacher has a little time.             Öğretmenimizin az zamanı var.

She used little ink.                             O, az mürekkep kullandı.

 

Bedava Ders 47

"How many" - "How much"

How many, sayılabilir isimlerin adedini soran cümleler yapmakta kullanılır.

How many books do you have?         Kaç kitabın var?

How many chairs are there?                 Orada kaç tane iskemle var?

How many apples did you eat?             Kaç tane elma yedin?

How much, herhangi bir şeyin fiatını sorarken "ne kadar" anlamına gelir. Ayrıca, sayılamıyanların miktarını sormak için de kullanılır.

How much is this house?                     Bu evin fiatı nedir?

How much are these oranges?            Bu portakalların fiatı nedir?

How much are those shoes?                 Şu ayakkabıların fiatı nedir?

How much water is there?                     Orada ne kadar su var?

How much money do you have?         Ne kadar paran var?

 

Bedava Ders 48

Edat, nesne ile, cümledeki diğer kelimeler arasında ilişkiyi gösterir. Bu, tek kelime olduğu gibi, yan yana birkaç kelimeden de oluşabilir.

Bunları cümle yapısı içinde görelim.

Yer ve Durum için;

The note-book is on the table.             Defter masanın üstündedir.

"         "         " in the desk.                 Defter sıranın içindedir.

"         "         " near the table.             Defter masanın yakınındadır.

"         "         " under the table.         Defter masanın altındadır.

"         "         " beside the table.         Defter masanın yanındadır.

"         "         " against the table.         Defter masanın karşısındadır.

"        "         " behind the table.         Defter masanın arkasındadır.

The cat is inside the house.                 Kedi evin içindedir.

"     " " outside the house.                 Kedi evin dışındadır.

"     " " in front of the house.             Kedi evin önündedir.

Yön için;

Ayşe walked toward the building.                 Ayşe binaya doğru yürüdü.

Ayşe walked out of the building.                 Ayşe binadan dışarı doğru yürüdü.

Ayşe walked into the building.                     Ayşe binanın içine yürüdü.

Zaman için;

Come at 5;00 o'clock. Saat 5;00'te gel.

Come by 5;00 o'clock.                         Saat 5;00'e kadar gel.

Come before 5;00 o'clock.                 Saat 5;00'ten evvel gel.

Come after 5;00 o'clock.                     Saat 5;00'ten sonra gel.

Diğer birkaç edat;

It snows during winter.                     Kış mevsimi sırasında kar yağar.

He is here since 1990.                         O, 1990'dan beri burada.

I waited for two hours.                         İki saat bekledim.

You can go by bus.                             Sen otobüsle gidebilirsin.

You speak like a teacher.                     Sen bir öğretmen gibi konuşuyorsun.

He drank a bottle of milk.                  O bir şişe süt içti.

 

Bedava Ders 49

"And", "Or", "But" bağlaçların en çok kullanılanlarıdır.

Ahmet and Mehmet went home.                     Ahmet ve Mehmet eve gittiler.

Books and note-books are in the car.             Kitaplar ve defterler arabanın içinde.

She likes apples and oranges.                         O elma ve portakal sever.

I can buy tea or coffee.                                     Ben çay veya kahve alabilirim.

Beth or Mary will come.                                     Beth veya Mary gelecek.

Come at 5;00 or 6 o'clock.                                Saat 5;00 veya 6;00'da gel.

It is old but useful.                                                 O eski ama faydalı.

This bag is beautiful but very expensive.             Bu çanta çok güzel ama çok pahallı.

She is young but weak.                                         O genç ama zayıf.

 

Bedava Ders 50

 

Sıfatların karşılaştırıcı hale getirilmesi;

(Güzel, daha güzel, en güzel)

Genellikle sonu "ful" ve "re" ile biten sıfatlar ve uzun olan sıfatlar "more" - "most" ile

karşılaştırıcı derecelere gelirler.

Sonu "y" veya "er" ile biten ve genelde kısa olan sıfatlar ise "er" - "est" ile karşılaştırıcı

hale getirilirler.

 

beatiful

more beatiful

most beautiful

interesting

more interesting

most interesting

expensive

more expensive

most expensive

happy

happier

the happiest

warm

warmer

the warmest

slow

slower

the slowest

 

 

 

My shoes are clean.

Benim ayakkabılarım temizdir.

Your shoes are cleaner.

Senin ayakkabıların daha temiz.

Zehra's shoes are the cleanest.

Zehra'nın ayakkabıları en temizidir.

 

Yukarıdaki örnekte göreceğiniz gibi, "daha temiz - cleaner", iki şey arasında yapılan mukayesede kullanılıyor.

Ancak, "en temiz - the cleanest" ikiden fazla sayıda olan grup için kullanılır.

Selin is a beautiful girl.

Selin güzel bir kızdır.

Ayşen is more beautiful than Selin.

Ayşen Selin'den daha güzel.

Rezan is the most beautiful girl in the class.

Rezan sınıftaki en güzel kızdır.

This book is very interesting.

Bu kitap çok enteresandır.

Ahmet's book is more interesting than mine.

Ahmet'in kitabı benimkinden daha enteresandır.

Mehmet's is the most interesting book in the group.

Mehmet'inki, gruptaki en enteresan kitaptır.

 

Bedava Ders 51

 

Eşitlik karşılaştırması

Bu durumda sıfat hiçbir ek almadan "as..............as" arasına alınır.

Haluk is as handsome as Orhan.

Haluk, Orhan kadar yakışıklıdır.

This bag is as expensive as that hat.

Bu çanta, şu şapka kadar pahalıdır.

Your mother is as old as my mother.

Senin annen, benim annem kadar yaşlıdır.

I am not as happy as you are.

Ben senin kadar mutlu değilim.

This is not as easy as the other.

Bu, diğeri kadar kolay değil.

His son is not as clever as his father.

Oğlu, babası kadar zeki değil.

Is Haluk as handsome as Orhan?

Haluk, Orhan kadar yakışıklı mı?

Is this bag as expensive as that hat?

Bu çanta, şu şapka kadar pahallı mı?

Is his son as clever as his father?

Oğlu, babası kadar zeki mi?

Bedava Ders 52

"Other", "Another"

Other çoğul isimlerin önünde, another ise tekil isimlerin önünde, "diğeri" anlamına gelen bir sözcüktür.

I want the other car.

Ben diğer arabayı istiyorum.

Eat the other apple.

Diğer elmayı ye.

Do you want another apple?

Sen bir başka elma ister misin?

She brought another glass.

O, başka bir bardak getirdi.

 

Bedava Ders 53

Bir cümlede aynı ismi tekrar tekrar kullanmamak için, o ismin tekrarı yerine tekiller için "one", çoğullar için ise "ones" kullanılır. Örneklerle görürsek daha iyi anlayabiliriz.

This book is as useful as that one.

Bu kitap, şunun (şu kitap) kadar yararlıdır.

Your bag is as heavy as the others.

Senin çantan, diğerleri kadar ağır.

I did not like this pen.

Bu kalemi sevmedim.

Can I take the other one?

Diğerini (diğer kalemi) alabilir miyim?

I do not want these plates.

Bu tabakları istemiyorum.

I want the others.

Diğerlerini (diğer tabakları) istiyorum.

 

Bedava Ders 54

"All" kelime anlamıyla "hepsi" demektir.

I want them all.

Onların hepsini istiyorum.

My friend spent all his money.

Arkadaşım bütün parasını harcadı.

She ate all the apples.

O, elmaların hepsini yedi.

All the books are on the shelf.

Bütün kitaplar, rafın üstündedir.

All the houses are new here.

Buradaki bütün evler yenidir.

All children like toys.

Bütün çocuklar oyuncak severler.

 

Bedava Ders 55

"Both"

Bunun anlamı "her ikisi" dir.

I like both.

Ben her ikisini de severim.

She bought both scarves.

O her iki eşarbı da satın aldı.

Both are wonderful.

Her ikisi de harika!

Both women are short.

Her iki kadın da kısa.

 

Bedava Ders 56

 

"Of" eki, "...............nın" anlamındadır.

Bu ek zamirlerin önüne geldigi gibi isimlerle de kullanılır.

tails of dogs

köpeklerin kuyrukları

the colour of the apple

elmanın rengi

book of happiness

mutluluk kitabı

a friend of my father

babamın bir arkadaşı

a friend of him

onun bir arkadaşı

the story of our chilren

bizim çocuklarımızın hikayesi

the story of them

onların hikayesi

This is a book of happiness.

Bu bir mutluluk kitabıdır.

A friend of mine told me a story.

Bir arkadaşım bana bir hikaye anlattı.

 

Bedava Ders 57

 

Şahıs zamirleri içinde daha önce çalışmadıklarımızı öğrenelim;

Şahıs zamiri Zamirin "..i, ...e" hali Dönüşümlü Zamir

I me (beni, bana)

myself (kendim)

You you (seni, sana)

yourself (kendin)

He him (onu, ona)

himself (kendi)

She her (onu, ona)

herself (kendi)

It it (onu, ona)

itself (kendi)

We us (bizi, bize)

ourselves(kendimiz)

You you (sizi, size)

yourselves(kendiniz)

They them (onları, onlara)

themselves(kendileri)

Şimdi daha iyi anlıyabilmek için örnekler yapalım.

He gave me.

O bana verdi.

I told you.

Sana söyledim.

I turned to him.

Ona döndüm.

Ali gave it to her.

Ali onu ona verdi.

I like it.

Onu severim. (Burada köpeğimden, evimden, eşarbımdan bahsedebilirim.)

She loves us.

O bizi sever.

You love yourself.

Sen kendini seversin.

He wrote it himself.

O kendisi yazdı.

She gave it herself.

O kendisi verdi.

The dog itself came here.

Köpek kendisi buraya geldi.

They blamed you.

Onlar sizi suçladılar.

Ayşe saw them.

Ayşe onları gördü.

I myself saw you.

Ben kendim seni gördüm.

We went there ourselves.

Biz kendimiz oraya gittik.

You blamed yourselves.

Siz kendi kendinizi suçladınız.

They killed themselves.

Onlar kendilerini öldürdüler.

 

Bedava Ders 58

"Whom" (Kimi, kime sorusu)

Daha evvelki derslerde "who" kelimesinin kim anlamına gelen bir soru kelimesi olduğunu öğrenmiştik.

Who ile cümle kurarken fiil doğrudan "who" dan sonra geliyordu.

Who came to the door?

Kapıya kim geldi?

Who gave it to the teacher?

Onu öğretmene kim verdi?

Who is there?

Orada kim var?

Who are they?

Onlar kimlerdir?

 

Oysa "whom" ile cümle kurarken, whom'dan hemen sonra yardımcı fiil yardımıyla soru cümlesi yapıyor, yardımcı fiilden sonra gelen öznenin arkasından asıl fiilimizi yerleştiriyoruz.

Whom did you love?

Kimi sevdin?

Whom did she tell the truth?

Hakikati kime söyledi?

Whom does he go on Sundays?

O, pazar günleri kime gider?

Whom will you take to the party?

Partiye kimi götüreceksin?

 

Bedava Ders 59

The Present Perfect Tense - Bunun tam karşılığı Türkçe'de yoktur. Bunu anlatarak nasıl bir anlam verdiğini göreceğiz;

The Past Perfect Tense'in de Türkçede tam karşılığı yoktur.

Ancak bu iki zamanı çalışmadan evvel, mastar fiil nasıl Past Tense yaparken değişime uğruyorsa, şimdi öğreneceğimiz durum içinde yine değişir.

ABC CDE FGH IJKLM OPQ RS TUVW

Yukarıda bazı fiillerin üç şekli de verildi. Ancak daha pek çok fiil vardır. Bandan sonra vakit buldukça

diğerlerini de ezberlemenizi öneririm.

Infinitive

Simple Past

Past Participle

A

arise

arose

Arisen

awake

awoke

Awoken

B

be

was veya were

Been

bear

bore

born

beat

beat

beaten veya beat

become

became

Become

befall

befell

Befallen

begin

began

Begun

behold

beheld

Beheld

bend

bent

Bent

bet

bet

bet

bid

bid

bid

bind

bound

bound

bite

bit

bitten

bleed

bled

bled

blow

blew

blown

break

broke

broken

breed

bred

bred

bring

brought

brought

broadcast

broadcast

broadcast

browbeat

browbeat

browbeat

build

built

built

burn

burned

burnt

burst

burst

burst

bust

busted

busted or bust

buy

bought

bought

 

Infinitive

Simple Past

Past Participle

 

C

cast

cast

cast

catch

caught

caught

choose

chose

chosen

cling

clung

clung

come

came

come

cost

cost

cost

creep

crept

crept

cut

cut

cut

D

deal

dealt

dealt

dig

dug

dug

dive (scuba)

dived

dived

dive (jump )

dove

dived

do

did

done

draw

drew

drawn

dream

dreamed

dreamed

drink

drank

drunk

drive

drove

driven

dwell

dwelled

dwelt

E

eat

ate

eaten

 

Infinitive

Simple Past

Past Participle

 

 

F

fall

fell

fallen

feed

fed

fed

feel

felt

felt

fight

fought

fought

find

found

found

fit  (size)

fit

fit

fit (change size)

fitted

fitted

flee

fled

fled

fling

flung

flung

fly

flew

flown

forbid

forbade

forbidden

forecast

forecast

forecast

forego

forewent

foregone

foresee

foresaw

foreseen

foretell

foretold

foretold

forget

forgot

forgotten

forgive

forgave

forgiven

forsake

forsook

forsaken

freeze

froze

frozen

G

get

got

gotten

give

gave

given

go

went

gone

grind

ground

ground

grow

grew

grown

H

hang

hung

hung

have

had

had

hear

heard

heard

hide

hid

hidden

hit

hit

hit

hold

held

held

hurt

hurt

hurt

 

Infinitive

Simple Past

Past Participle

 

 

I

input

input

input

inset

inset

inset

interbreed

interbred

interbred

interweave

interwove

interwoven

K

keep

kept

kept

kneel

kneeled

kneeled

knit

knit veya knitted

knit veya knitted

know

knew

known

L

lay

laid

laid

lead

led

led

lean

leaned

leaned

leap

leaped

leaped

learn

learned

learned

leave

left

left

lend

lent

lent

let

let

let

lie

lay

lain

light

lit

lit

lose

lost

lost

M

make

made

made

mean

meant

meant

meet

met

met

mishear

misheard

misheard

mislay

mislaid

mislaid

mislead

misled

misled

misread

misread

misread

misspell

misspelled

misspelled

mistake

mistook

mistaken

misunderstand

misunderstood

misunderstood

mow

mowed

mowedveya mow

 

Infinitive

Simple Past

Past Participle

 

O

outbid

outbid

outbid

outdo

outdid

outdone

outgrow

outgrew

outgrown

outrun

outran

outrun

outsell

outsold

outsold

overcast

overcast

overcast

overcome

overcame

overcome

overdo

overdid

overdone

overdraw

overdrew

overdrawn

overeat

overate

overeaten

overhang

overhung

overhung

overhear

overheard

overheard

overlay

overlaid

overlaid

overlie

overlay

overlain

overpay

overpaid

overpaid

override

overrode

overridden

overrun

overran

overrun

oversee

oversaw

overseen

oversell

oversold

oversold

overshoot

overshot

overshot

oversleep

overslept

overslept

overtake

overtook

overtaken

overthrow

overthrew

overthrown

P

partake

partook

partaken

pay

paid

paid

plead

pled or pleaded

pled or pleaded

pre-set

pre-set

pre-set

proofread

proofread

proofread

prove

proved

proven

put

put

put

Q

quit

quit

quit

 

AB CDE FGH IJKLMN OPQ RS TUWXYZ

Infinitive

Simple Past

Past Participle

 

R

read

read

read

rebind

rebound

rebound

rebuild

rebuilt

rebuilt

recast

recast

recast

redo

redid

redone

remake

remade

remade

repay

repaid

repaid

rerun

reran

rerun

resell

resold

resold

reset

reset

reset

rethink

rethought

rethought

rewind

rewound

rewound

rewrite

rewrote

rewritten

rid

rid

rid

ride

rode

ridden

ring

rang

rung

rise

rose

risen

run

ran

run

S

say

said

said

see

saw

seen

seek

sought

sought

sell

sold

sold

send

sent

sent

set

set

set

sew

sewed

sewn

shake

shook

shaken

shear

sheared

shorn

shed

shed

shed

shine

shined

shined

shoot

shot

shot

show

showed

shown

shrink

shrank

shrunk

shut

shut

shut

sing

sang

sung

sit

sat

sat

slay

slew

slain

sleep

slept

slept

slide

slid

slid

sling

slung

slung

slit

slit

slit

smell

smelled

smelled

speak

spoke

spoken

speed

sped or speeded

sped or speeded

spell

spelled

spelled

spend

spent

spent

spin

spun

spun

split

split

split

spoil

spoiled

spoiled

spoon-feed

spoon-fed

spoon-fed

spread

spread

spread

spring

sprang

sprung

stand

stood

stood

steal

stole

stolen

stick

stuck

stuck

sting

stung

stung

stink

stank

stunk

stride

strode

stridden

strive

strove

striven

strike

struck

struck or stricken

string

strung

strung

strive

strived

strived

swear

swore

sworn

sweep

swept

swept

swell

swelled

swollen

swim

swam

swum

swing

swung

swung

 

Bedava Ders 60

Zaman çubuğumuzu hatırlıyalım. Çubuğun üzerindeki "X" konuştuğumuz anı göstermektedir.

Present Perfect Tense'de geçmişte yaptığımız hareketi şu anda tekrarlamıyorsak bile, ileride tekrar yapmamız mümkündür. Buradaki belirgin özellik bu fiili ne zaman yaptığımızın belirtilmemiş olmasıdır. Bunu zaman çubuğumuz üzerinde gösterirsek;

------------------------------------------------ X -------------------------------------------------------------------

x             x                 x             x                                         x

Present Perfect Tense olan bir cümle yaparken, formulümüz aşağıdaki gibi olacaktır;

Özne - (have veya has) - fiilin üçüncü şekli - nesne

They have gone home.

 

I have been to the U.S.A.

Ben Amerika'da oldum. (bundan sonra da olabilirim.)

She has studied very hard.

O çok sıkı çalıştı.

Have you gone to Paris?

Paris'e gittin mi?

Has he seen his father?

O babasını gördü mü?

Have you counted the chickens?

Tavukları saydın mı?

Nurten has been ill.

Nurten hasta oldu.

 

Bedava Ders 61

 

Past Perfect Tense'de ise, geçmişte oluşan bir iş veya oluştan daha evvel yapılan iş, düşünce, durumdur.

----------------0-----------------------------I-----------------------X-----------------------------------------------------------------------

Anlatılan aktivite Başka bir aktivite

 

Burada tüm öznelerden sonra "had" yardımcı fiili gelir. Bunu fiilin üçüncü hali takip eder.

They had lived here for five years.

Onlar burada beş yıl yaşamışlardı.

I had come very early.

Çok erken gelmiştim.

John had not seen the film.

John filmi görmemişti.

The train had been late.

Tren gecikmişti.

We had finished our dinner.

Biz akşam yemeğimizi bitirmiştik.

 

Bedava Ders 62

The Present Perfect Continuous Tense

Özneden sonra yerleştirdiğimiz "have" veya "has" den sonra "to be" fiilinin "been" şeklini kullanırız.

Ondan sonra gelen asıl fiilimizin yanına "ing" ekleriz.

Bu, geçmişte bir devamlılık içinde yapılan iştir. Bundan sonra da devam etme olasılığı yüksektir.

---------------------------------------------------------------------X-----------------------------------------------------------------------

-----        ----        --        --            ---                --            --            --            --        --- - - - - - - - -

I have been waiting. Beklemekteyim. Geçmişte bir süre yapılan bundan sonrada yapılması muhtemel olan.

Joe has been sleeping.

Joe uyuyor(uyumakta)

She has been walking.

O yürümekte.

The boy has been sleeping.

Çocuk uyumakta.

 

Bedava Ders 63

 

The Past Perfect Continuous Tense

Tüm öznelerden sonra "had" koyup yanına been ve sonra da fiilimizi yerleştirir, "ing" ekleriz.

Bu, geçmişte bir devamlılık içinde yapılan ancak yine geçmişte biten bir durumdur.

-------------------------------------------------------------------X-------------------------------------------------------------------------

-----------------------------------------------------------------

 

Bob had been resting.

Bob istirahat etmekteydi.

We had been running.

Biz koşmaktaydık.

Özlem had not been sleeping.

Özlem uyuyamamaktaydı.

Mary had not been coming home.

Mary eve gelmekte değildi.

 

Bedava Ders 64

 

"Be able to"

Yetenek, muktedir olma anlamlarını verir.

I am able to understand this article. Geniş Zaman

Ben bu makaleyi anlayabilirim. (Anlayacak güçte, durumdayım.)

I was able to understand this article.

Ben bu makaleyi anlayabildim. Geçmiş Zaman

I have been able to understand this article.

Ben bu makaleyi anladım. (Anlamaya muvaffak oldum.) Present Perfect Tense

I had been able to understand this article.

Ben bu makaleyi anlamıştım. Past Perfect Tense

I will be able to understand this article.

Ben bu makaleyi anlamaya muvaffak olacağım. Gelecek Zaman

I will not be able to understand this article.

Ben bu makaleyi anlamaya muvaffak olmayacağım.

 

Bedava Ders 65

The Future Continuous Tense

Gelecekte süreklilik gösteren zaman.

Bu konuyuda ilk önce zaman çubuğu üzerinde şekillendirelim.

--------------------------------------------------------------------------X----------------------------------------------------------------

----------------------------------------------------------------

Bunu yapmak için; özneden sonra gelecek zaman eki olan "shall" veya "will" yazıp yanına "be" getiririz. Sonra fiilimizi koyup fiile "ing" ekleriz.

Özne - will (shall) - be - fiil - ing.

Mayıs ayında Amerika'ya gidiyor olacağım.

I will be going to America in May.

Sunny kırmızı bir elbise giyiyor olacak.

Sunny will be wearing a red dress.

Yarın ona mektup yazıyor olacağım.

I will be writing a letter to her tomorrow.

 

Bedava Ders 66

Gelecek zaman yapmada başka bir yöntem de "be going to"şeklini kullanmaktır. Bu yapıda, anlam olarak biraz daha fazla kararlılık vardır.

I am going to study English this year.

Bu yıl, ingilizce çalışacağım.

Hasan is going to work here.

Hasan burada çalışacak.

Maggie is going to buy the car.

Maggie arabayı satın alacak.

I am not going to cook.

Ben yemek pişirmiyeceğim.

He is not going to buy the house.

O, evi satın almayacak.

Are you going to marry her?

Onunla evlenecekmisin?

Is she going to travel next year?

O gelecek sene seyahat edecek mi?

 

Bedava Ders 67

Şartlı cümleler

Bu yapılarda, bir şey oluşursa diğer bir eylemin yapılacağı anlatılır.

Eğer ders çalışırsan, televizyon seyredebilirsin.

If you study, you will watch television.

Eğer kar yağarsa üşüteceksin.

If it rains, you will catch cold.

Eğer paran varsa, ayakkabıları satın alabilirsin.

If you have money, you can buy the shoes.

 

Bedava Ders 68

Söylediğimiz bir şeyin dinleyen tarafından tasdik edilmesini istiyorsak, cümlemizin yanına "değil mi?

anlamında bir cümlecik ekleriz.

Bu cümlecikte, ana cümlemizin yardımcı fiilini ve öznesini kullanırız.

Baban kızgındı, değil mi?

Your father was angry, wasn't he? Özne olan "your father" - "he" dir.

Yardımcı fiil was, cümlecikte olumsuz eki alarak kullanılmış.

İyi çalıştın, değil mi?

You studied well, didn't you? "Studied" içindeki yardımcı fiil, geçmiş zaman olduğundan "did" dir.

Arabam buradaydı, değil mi?

My car was here, wasn't it? Yardımcı fiil "was" olumsuz eki ile, cümlecikte yerini alıyor.

 

Şayet ana cümlemiz olumsuz olursa, ona eklediğimiz cümlecik tam tersi olacağından, olumlu bir soru halindedir.

Köpeğimi görmedin, değil mi?

You didn't see my dog, did you?

O, Fransız değildi, değil mi?

She was not French, was she?

Okula gitmeyeceksin, değil mi?

You will not go to school, will you?

Bedava Ders 69

"Never"

Hem olumlu bir cümle yapıp hemde bu cümlenin olumsuz bir anlam almasını istiyorsak "never"

kelimesini kullanırız. Bu kelime "asla" anlamındadır.

He never smokes.

O asla sigara içmez.

You will never go there.

Sen asla oraya gitmeyeceksin.

My sister never helped me.

Kızkardeşim bana hiçbir zaman yardım etmedi.

Bu cümleleri soru haline getirdiğimizde, "never" "ever" haline gelir.

Have you ever been to Mexico?

Sen hiç Meksiko'da bulundun mu?

Did you ever eat this fish?

Bu balıktan hiç yedin mi?

Will they ever visit the senator?

Onlar hiç senatörü ziyaret edecekler mi?

 

Bedava Ders 70

Passive Voice

Bir cümlenin etken olmaktan çıkıp, edilgen hale gelmesi.

Bu o işin kimin tarafından yapıldığı değil de, o işin kendisinin daha önemli olduğu zamanlarda yapılır.

Etken Edilgen

Ben bu şiiri yazdım. Bu şiir benim tarafımdan yazıldı. Burada şiirin kendisinin, yazandan daha önemli olduğu belirtilmektedir.

I wrote this poem.  This poem was written by me.

 

Yukarıdaki örnekte gördüğünüz gibi, "Nesne" öznenin yerine geliyor. Tekil olduğu için "to be"nin geçmiş

zaman halinden sonra ana fiilin üçüncü şekli ekleniyor. Daha sonra da işlemi kimin yaptığı, önüne "by" konarak ekleniyor.

We answer questions.  Sorulara cevap veririz.

Questions are answered by us. Sorular bizim tarafımızdan cevaplandırılır.

 

We bought new books.  Biz yeni kitaplar aldık.

New books were bought by us.         Yeni kitaplar bizim tarafımızdan alındı.


Benzer İçerikler:

Çocuk Oyunları

Reklam
Şu anda 947 ziyaretçi çevrimiçi
Reklam