SINIFÖĞRETMENİM.COM

Okul Öncesi, İlkokul, Ortaokul, Lise Tüm Dersler © 2017 Üyelik Gerektirmez


Eldeki resmî kayıtlara göre Lübnan’daki arap toplumunun yandan çoğu hıristiyandır. Hatta, kimi kasaba ve köylerinde oturan araplar tamamen hıristiyandırlar.

Bunun gibi Lübnan’da Nehr ül-Kebir ile doğuda ve kuzeyde nehr üI-Asî, batıda Ak Deniz kıyıları ile çevrili dağlık bölgelerde Nusayri araplar oturur. Bunlar, Suriye’nin kuzeyinde bulunan Cebel ül-Kusayr- de de oldukça kalabalıktırlar.

XX. yüzyılın başlarında Mârûnî ve özellikle Ortodoks hıristiyanların dolaylı baskıları ile kuzeye doğru göç etmişlerdir.

Nusayrîlerin kimlikleri üzerine söylenenler:

Avrupalılann, özellikle Fransızların Lübnan’a ve Suriye’ye gözdikmeye başlamalarından beri, bu mezhepteki araplara yakın ilgi duydu­lar ve bunları hıristiyan asılb göstermeye çalıştılar.

Bu dağlık bölge toplumu içinde bir çok kumral saçlı ve mavi gözlü kişilerin ve firenkçeden geldiğini varsaydıkları bir takım soyadlarının bulunmasından dolayı Nusayrîlerin, Haçlı Savaşları sırasında gelen Frank’lann, yerlilerle karışımından türedikleri bile söylenmiştir.

Frankların, bu bölgede kaldıkları 250 yıl içinde böyle oldukça bü­yük bir topluluğun ortaya çıkmasma neden olduklarını ileri sürmek saflık olur. Bu menşei söyleyenlerin başında Alman bilgini R. Hartmann vardır.

Ernest Renan ve Le Pere Henri Lammens gibi bilginler de Nusay­rîlerin önceleri hıristiyan dininde olduklarını söylüyorlar. Bunlar tanık olarak “nusayrî” sözcüğünün, “nasrânî” sözcüğünün ismi-i tasgiri oldu­ğunu ileri sürüyorlar. Oysaki Arapçada nasrânî sözcüğünün ism-i tas­giri “nasrânî” değil “nusayrânî” dir.

Avrupahlar amaçlarına ulaşmak için zaman zaman böyle uydurma yakıştırmalar yaparlar. Vaktiyle Mariti adb bir İtalyan da Yezîdîlerin Cizvitlere (jesutite) mensup olduklarını ileri sürmüştü.

Kökenleri hakkında ne denirse densin bunların büyük bir çoğun­luğu araptır ve Arapça konuşurlar.

Nusayri inancının tümel ilkeleri:

Herşeyden önce Nusayri mezhebi, şia fırkasının bir koludur.

Eskiden bunlar “Nemiriyye” diye anılıyorlar, kendileri ise “Mu’ miniyye” adını benimseyip kullanıyorlardı.

Onuncu yüzyılın ikinci yarısında başlayarak “Nusayrîler” adı altında tanınmaya başlandılar.

Ad olarak Nusayr, uydurma Şiî şehitlerinden biri. Ali b. EbîTalib’in oğlu ya onun azadlısı ya da Muaviye’nin bir veziri ve daha çok bir ola­sılıkla “İbn-i Nusayr”m nisbesi yani Muhammed b.Nusayr Nemîrî Abdi’dir.

Bu kişi, mezhebini M.859 yılında yaymaya başladı. Bu sıra şiîlerin 10. imamı Ali Naki henüz hayatta idi (ölümü, Samerra’da 868 yılındadır).

883 yıhnda ölen Nusayr (yani Muhammed Ibn-i Nusayr), onuncu imam Ali Naki’den sonra 11. imam Haşan Askerî’nin (ölümü Samerra’ da 873), ondan sonra da kendisinin, 12. imamın nâibi olacağını iddia ediyordu.

Nusayrîlik’te, hıristiyan inanç ve törenlerinin izleri de görülür. Ismailîlik ve Bâtınîlik ile ortak bir çok yönleri vardır.


Benzer İçerikler:

Çocuk Oyunları

Reklam
Şu anda 805 ziyaretçi çevrimiçi
Reklam