SINIFÖĞRETMENİM.COM

Okul Öncesi, İlkokul, Ortaokul, Lise Tüm Dersler © 2017 Üyelik Gerektirmez


Dinî ve Şer’î nasları ters ve yanlış anlıyan ve Hz. Ali gibi halife-i Müslimîn ve emir ül-mü’minîne karşı isyan eden ve günâhsız kadınları ve Abdullah b. Habbab’ı, masum olduğu halde şehid eden bu gözleri dönmüş adamlar tezadlar içinde idiler. Dinî meselelerde bir adamın mantığı, kafası ters işlemeğe başladı mı din adına böyle hezeyanlar irtikâb eder. Hele böyle hareketler cahil din liderleri, tarikat şeyhi tas­lakları tarafından idare edilmeğe kalkılırsa böyle adamların etrafında­kiler ve müridleri de Islâmın esasını ve ruhunu kavramazsa bir millet ve cemiyet için felâketler birbirini kovalar.

Islâm âlemi bin yıldan fazla bir müddet böyle soytarıların din namına uydurdukları hezeyanlardan kurtulmamış ve halâ da kurtulamamaktadır. Zamanımızdaki, Kur’ân’ı tefsir ediyorum diye ondan kendi hayatı hakkında ahkâm çıkaran ve kendilerinden olmıyanlara kâfir, dinsiz, zındık damgasını basan sapık fırkalar bu kabildendir. Islâmiyette bir tek tarikat vardır o da (Tari­kat-ı Muhammediye) dir. Yüzlerce senedir yazdmış tefsirler, hadîsler ve ilm-i hâl kitapları, müslümanlara, onları şaşırtmadan İslâmîn ve imanm esaslarını öğretmiye kâfidir. Herkes Kur’an-ı Kerîm’i kendi keyfine göre tefsir etmeğe kalkarsa müslümanlar arasında ihtilâf çıkar ve halk birbirine düşman olur. Haricîler ve Şia hareketleri de Kur’ân’ın keyfî tefsirinden çıkmıştır ve müslümanlar arasına asırlarca süren düş­manlık tohumları ekilmiştir.

Abdullah b.Habbab’ı ve masûm kadınları vahşiyâne şehid eden bu haricîlerin ters anlayış ve düşüncelerinden birkaç misâl:

Abdullah b. Habbab’ı ve masum kadınları şehid ettikleri hurma ağaçlan altında, bir haricî, ağaçtan düşen bir hurmayı ağzına almış, bedelini vermediğini bu hurmayı nasıl yersin diye arkadaşları tarafın­dan öldürülmüş. Gene bu sırada zımmîlerden birinin bir domuzu orada dolaşmakta imiş, gene bir haricî bir kılınçla bu hayvanı öldürmüş. Ken­disine, yer yüzünde fesad icra ediyorsun diye öldürmeğe kalkmışlarsa da o haricî domuz sahibini bulup razı ederek ölümden kurtulmuş. Bura­da şunu söyliyelim ki haricîler, zımmîlere yani gayri müslimlere çok iyi muamele etmişlerdir. Bu hususta bir misâl verelim:

Meşhur Yasıl b.Âta, bir yolculukta haricîlerden bir gürûhun geldi­ğini gördü. Yanında bulunan arkadaşları korkmağa başladılar. Vâsıl arkadaşlarına “siz beni onlarla bırakın... bir çare bulur kurtuluruz” dedi. Arkadaşları, yaklaşan haricilerin korkusundan dehşete düşmüş bir durumda idiler ve ümitlerini VâsıTın bulacağı çareye bağlamış bakıyor­lardı. Hariciler yanlarına geldiler ve şöyle bir konuşma başladı:

Haricîler—Siz kimlersiniz ?

Vâsıl—Allah kelâmını dinlemek ve hudud-u İlâhiyi öğrenmek isteyen müşrikleriz.

Haricîler—Dehaletinizi kabul ettik.

Vâsıl—Biae talimde bulunun.

Bunun üzerine haricîler, kendilerinin ahkâmım onlara tebliğ etti­ler. Vâsıl da “ben ve arkadaşlarım söylediklerinizi kabul ettik” dedi.

Haricîler—Siz de bizimle yürüyün, siz de bizim arkadaşlarımizsınız, dediler.

Vâsıl—Buna hakkınız yoktur, çünkü Allah-u Tealâ kitabında “eğer müşriklerden biri sana sığınacak olursa, Allah’ın sözünü dinleyin- ceye kadar onu koru. Sonra da onu güvenilir bir yere gönder... Buyu- ruyor^9. Siz bizi, emin olacağımız bir yere götürmeğe borçlusunuz.

Bu söz üzerine haricîler birbirine bakındı ve buna mecbur olduk­larına karar verdiler, kalkıp Vâsıl’ı ve yoldaşlarını gidecekleri yere gö­türdüler.

Haricîlerden bir gürûh bir gün yolda giderlerken bir müslümam ve bir hıristiyanı yakalamışlar, müslümam öldürüp, Zitnmet-i Nebe- viyyeyi muhafaza düşüncesiyle hristiyana dokunmamışîardı,



Benzer İçerikler:

Çocuk Oyunları

Reklam
Şu anda 1144 ziyaretçi çevrimiçi
Reklam