SINIFÖĞRETMENİM.COM

Okul Öncesi, İlkokul, Ortaokul, Lise Tüm Dersler © 2018 Üyelik Gerektirmez


Girişimcilik Haftası Mart ayının ilk haftası kutlanır. Girişimcilik Haftasının amacı; İş Dünyası ve işadamlarını topluma daha yakından tanıtmak ve özellikle gençleri girişimciliğe özendirmek ve ülkemizin ihtiyacı olan sürdürülebilir bir ekonomik büyüme sürecinde iş kurma kabiliyetine sahip girişimcilere her zamankinden daha fazla ihtiyaç olduğunun farkında olarak, girişimciliğin yenilikçilik – yaratıcılık performansını daha çok öne çıkarmak ve bu sürece katkıda bulunmaktır.



Yapılan bir araştırmaya göre Avrupalıların yarısı, Amerikalıların ise yüzde 60’ı kendi işine sahip olmayı yeğliyor. AB toplumlarında herkes Avrupalıların daha girişimci bir yapıyı özümsemesi konusunda hemfikir. Buna karşın Avrupalıların çoğu kendi işlerine sahip olmayı fazla riskli görüyor. Oysa Avrupalıların riskleri almaya istekli olmaya ve yükselen iş fırsatlarını değerlendirmeye fazlasıyla ihtiyacı var.



Avrupalı eksperlerin görüşüne göre bu soruna çözüm girişimciliği ilköğretimden itibaren gençlere yavaş yavaş aşılamaktan geçiyor.



Gerçekten ilköğretim ve ortaöğretim öğrencileri ticari bir girişimi başlatabilir ve başarılı olabilirler mi? AB ülkelerinde okullarda giderek uygulamaya konulan çok sayıda programın ortaya koyduğu sonuçlara göre bu sorunun cevabı “evet” çıkıyor.



İLK VE ORTA ÖĞRETİMDE GİRİŞİMCİLİK DEĞERLERİ


Avrupalıların daha fazla girişimciliğe nasıl özendirileceği giderek tartışılan ve üzerinde programlar üretilen bir konu haline geliyor. Bürokrasinin azaltılmasından, firma kuruluş masraflarının düşürülmesinden, düzenleyici yüklerin azaltılmasından ve yeni girişimcilerin yaptığı mali hataların hoş görülmesine kadar bir dizi fikir tartışılıyor. Bütün bu fikirlerin odaklandığı noktayı ise, “girişimciliği erken kavrayan ve benimseyen yeni bir nesil yaratmak” şeklinde özetlemek mümkün.



Bu ortamın ilk yeşertilmesi gereken platformların ise okullar olduğu gerçeği uzmanlarca Avrupalıların önüne konuluyor. Eğer girişimcilik değerleri okullarda öğretilebilir ise Avrupa, derece derece girişimciliği ön plana alan ve bunun mükemmel bir iş olduğunu kavrayan yeni bir nesil yaratabilir. Gerçekten bu mümkün müdür? Yirmi yıl önce okullar için bu tür fikirlerin tartışılma şansı yoktu ; “ticareti okullara sokmanın çok tehlikeli olduğu” savunuluyordu.. Geleneksel olarak okullar iş dünyasına karşı ihtiyatlı yaklaşıyor ve ticari değerlerin faaliyetleri içine alınmasını isteksiz davranıyordu. Küreselleşmenin önlenemez yükselişi, fikirlerin hızla değişmesine neden oldu. Artık Avrupa’da okulların çoğu yerel iş dünyası ile iyi ilişkiler geliştirmenin yollarını araştırıyor.



JA-YE ve EUPOPEN ORGANİZASYONLARI


Avrupa Komisyonu son yıllarda okullarda girişimcilik eğitimi ve deneyimi için dizayn edilen çok sayıda projeye sponsor oldu. Bu projeler, okullarda girişimcilik öğretisinin değerini vurguluyor ve öğrenciler tarafından yönetilen küçük şirketlerin kurulmasını öngörüyor, Programlar eğitim sisteminin kendisi tarafından değil daha ziyade okul dışı organizasyonlar tarafından yürütülmekte. Bu organizasyonlardan ikisi ön plana çıkıyor; Junior Achievement Young Enterprise ( JA-YE) ve EUROPEN. JA-YE, 5 ila 22 yaş grupları arasındaki öğrencilere yönelik şirketleşme, ekonomik terimler ve girişimcilik üzerine faaliyet gösteren bir Avrupa organizasyon ağı. 2005’de JA-YE’ ye 24 ülkenin ortaöğretim kurumlarından yeni katılımlar oldu. JA-YE’nin 25 ülkede 10 bin öğrenci üzerinde yaptığı bir incelemeye göre katılanların yüzde 63’ü hayatının bir döneminde kendi işini kurma eğiliminde. Bu oran JA-YE’nin programlarını izledikten sonra yüzde 84’e yükseliyor.

EUROPEN ise 42 ülkenin üye olduğu 5000 firma tarafından desteklenen dünya çapında bir ağ. Avrupa Sosyal Fonu’nun 1990’dan beri desteğine sahip. EUROPEN üyelerine, yaratıcı eğitim araçları sağlıyor, pratik firma konsepti sunuyor, üyelerini hükümetler ve özel kuruluşlar nezdinde temsil ediyor. Bunun dışında üyelerine yazılım geliştirme, uluslar arası ödemeleri kolaylaştırma, fuarlar- seminerler düzenleme, iş mektupları hazırlama ve ürün fiyatlandırma gibi alanlarda hizmet veriyor.



GELECEKTE GİRİŞİMCİLİK EĞİTİMİ NASIL GELİŞECEK?


Girişimcilik eğitimleri giderek AB’nin temel politika gündeminin merkezine yerleşiyor. Bu eğilim halen ulusal, bölgesel ve yerel düzeylerdeki Avrupa kurumlarına hızla yayılıyor. Hiç kuşku yok ki girişimcilik kültürel bir unsur ve genç insanlardan ve okullardan başlatılması gereken bir olgu. Bu nedenle okulların ve öğretmenlerin motive edilmeye ve eğitimden sorumlu kurumların yakın desteğinin alınmasına ihtiyaç bulunuyor. Bundan sonraki etapta, bu yaklaşımın yararlarını artırmak üzere toplumun her düzeyinde; politikacılar, kamu görevlileri, okul yöneticileri, öğretmenler, veliler ve öğrencileri içine alan geniş bir kulvarda tutarlı ve sistematik bir çaba göstermek gerekiyor.



TÜRKİYE’NİN EN BÜYÜK POTANSİYEL GÜCÜ


Eğer ülkemiz, en değerli hazinesi olan gençliğini beş yaş grubundan itibaren önümüzdeki 10-15 yıl boyunca girişimcilik ve yaratıcılık (inovasyon) odaklı olarak eğitme başarısını gösterebilirse, AB’ye onurlu şekilde üye olmaktan da öteye dünyanın değer vereceği saygın bir ülke konumuna yükselir. Bu da her Türk vatandaşını mutlu etmekten öteye gururlandırır ve motive eder. Bütün mesele önümüzdeki 10-15 yılda gençliğimizi nasıl eğiteceğimizde düğümlenmektedir.

 

 

GİRİŞİMCİLİK HAFTASI
(mart ayının ilk haftası)

 

Mart ayının ilk haftası girişimcilik haftası ilan edilerek girişimciliğin önemi insanlara daha iyi anlatılmaya çalışılmıştır.. Yoğun olarak girişimciliğin ne olduğu ve iyi bir girişimcinin nasıl olması gerektiği konuları işlenerek,’’Gelişimin temeli girişimdir.’’ sloganı ile girişimciliğin önemi vurgulanmaya çalışılmaktadır.

 

     Genel olarak her yeni iş kuran kişiyi girişimci olarak tanımlıyoruz. Girişimin süreklilik arz etmesi devamlılığını sürdürebilmesi ise onun başarı kriterlerini oluşturmaktadır. Yani bir işe başlamak ne kadar önemli ise de başladığımız kalite ve standartlarda sürekliliği sağlamak daha da önemli olmaktadır. Hedefimiz daima başarmak ve başarının sonunda marka olmaktır?

 

     Millet olarak çok cesur ve yaratıcı bir zekaya sahibiz bunun örnekleri çoktur basit bir örnek verecek olursak; İstanbul’un fethi sırasında gemilerin karadan çekilerek Haliç’e indirilmesi, pancar motorundan taşıma araçlarının yapılması ve daha yeni televizyonda izlediğimiz bir haberde Erzurum’da bir vatandaşımızın arabanın ön tekerlerine kızak takarak karlı yollarda yol alması, su ile çalışan otomobil olayı ne kadar yaratıcı olduğumuzun en bariz örnekleridir.

 

     Genelde işe çok heyecanlı ve hevesli başlarız ama zamanla bu heyecanımız hevesimiz kaybolur.Hele de kısa zamanda verim almamışsak ve ya istediğimiz hedefe ulaşamamışsak o zaman dahada kolay bıkar işten koparız.Halbuki girişimcilik azim ve sapır isteyen bir iştir.Sabretmeyi ve sindire sindire hedefe varmayı bilmeliyiz.Önemli olan zorluklara göğüs germek ve sabretmektir. Sonunda mutlaka başarının geldiğini göreceğiz.         

                                                                                                      

     Bu konuda ki hassasiyetimizi yitirirsek, yaşamımızın her safhasında önümüze çıkan işte maalesef hep aynı sonuca varırız. Büyük umutlarla kurulan ama sonu hüsran işler, yatırımlar, umutlar...

 

      Son yıllarda çok önem verdiğimiz turizm yatırımlarında yurdumuzun ve dünyanın göz bebeği olan Antalya sahillerinde girişimcilik yapılacak diye hiçbir alt yapı yapılmadan ve planlama yapılmadan dikilen beş yıldızlı oteller bizim girişimcilik yaparken planlama konusunda ne kadar geri olduğumuz gösteriyor.girişimi yaparken aynı zamanda plan ve programında ihmal edilmemesi en çok dikkat etmemiz gereken konulardan biri olduğunu bilmemiz gerektiğidir.Bu gibi yanlışlara sebep amaçtan ve hedeften sapmalardır. Hangi sebeple olursa olsun işin başında konulan hedeflerden büyük sapmalara izin verilmemelidir. Uzun vadedeki göstereceğimiz istikrar amaca ulaşmanın kesin yolu olacaktır. Kısa vadede yapılan küçük hesaplar aslında bizlere büyük kayıplara sebep olmaktadır, olacaktır da.

   Artık günümüzde “Türk gibi başla Alman gibi bitir” sözü yerine “Türk gibi başla ve Türk gibi bitir “ inancını yerleştirmeliyiz.




Benzer İçerikler:
Şu anda 714 ziyaretçi çevrimiçi