SINIFÖĞRETMENİM.COM

Okul Öncesi, İlkokul, Ortaokul, Lise Tüm Dersler © 2017 Üyelik Gerektirmez


● A/AN

A-an isimlerin önüne gelir ve onların bütün benzerleri içinden “ herhangi bir “ tanesi olduğunu belirtmeye yarar. Örneğin bir keçi sürüsünden hiç ayrım yapmadan bir tanesini seçelim. Bu seçtiğimiz keçi herhangi bir özelliği olmayan, bütün benzerleri içinden sadece herhangi biridir. Veya bir şey not almak için karşımızdan bir kalem istediğimizde, herhangi bir kalem istiyoruzdur. İngilizce’de isimleri kullanma ihtiyacı hissettiğimizde mutlaka onları genelleştiren ( herhangi bir anlamı veren ) bazı eklere ihtiyaç duyulur ve bu ekler İngilizce gramerinde “ Article ” diye adlandırılır.

► İsimler sessiz bir harf ile başlıyorsa önüne (a), sesli bir harf ile başlıyorsa (an) getirilir.

Examples;

- a pencil (bir kalem)

- a book (bir kitap)

- a teacher (bir öğretmen)

- an apple (bir elma)

- an engineer (bir mühendis)

- an inspector (bir müfettiş)

► “ a ve an “ sadece isimlerin önüne gelir, sıfat veya fiilerin önüne kesinlikle gelmez. Ayrıca a veya an gelen isimler mutlaka tekil olmalıdır, çoğul isimler article almaz.

- a house

- an animal

- a go (yanlış, çünkü go bir fiildir)

►  Sesli ve sessiz harf kavramı İngilizce’de kelimelerin yazılışı değil okunuşuyla ilgilidir. Örneğin "university" kelimesinin ilk harfi sesli olduğu halde okunuşu "yunivörsiti" şeklinde olduğu için başına a gelir. Veya "hour" kelimesinin ilk harfi sessiz olduğu halde "aır" şeklinde okunduğundan kelimenin başına an gelmesi gerekir.

-  a university

-  an hour

► İngilizce’de sayılamayan isimlerin önüne "a" veya "an" gelmez. İngilizce’deki sayılabilen ve sayılamıyan kelimelerin mantığı Türkçe’ye göre terstir. Örneğin Türkçe’de "bir bardak veya bir şişe su anlamında "bir su" diyebildiğimiz halde, İngilizce’de böyle bir kullanım yoktur.

- a water (bir su olmaz)

- a weather (bir hava olmaz)

THE

A ve an article’larını anlatırken bir kalem örneğinden sözetmiştik. Bu örnek üzerinden şimdi de "the" article’ını anlamaya çalışalım. Masanın üzerinde bir sürü kalem olduğunu düşünün. Masanın hemen yanında oturan arkadaşımızdan bir kalem isteyeğiz. Eğer o anda amacımız sadece birşeyler yazmaksa, karşımızdaki insana Türkçe olarak şöyle deriz;

Bir kalem verir misin? (Can you give me a pencil?)

Şimdi örneği biraz değiştirelim. Arkadaşınıza birkaç gün önce bir kalem ödünç verdiğinizi düşünün. Kalemi arkadaşınızdan nasıl istersiniz?

-  Bir kalem verir misin? (Can you give me a pencil?)
-  Kalemi verir misin? (Can you give me the pencil?)

İkinci cümlede "kalemi" ifadesi bize bu kalemin belirli bir kalem olduğu fikrini verir. Karşımızdaki kişi "kalemi" dediğinizde hemen ödünç aldığı kalem olduğunu anlar. İşte bu tür kelimelerin başına "the" gelir.

Kısaca bir pencere aç dediğimizde "a" veya "an" pencereyi aç dediğimizde ise "the" kullanılır.

"The" "a" veya "an" gibi sayısal bir değere sahip değildir bu yüzden tekiller ve çoğullar ile kullanılabilir sadece onların bilinip bilinmediğinden bahseder.

- the book kitap

- the books kitaplar

- a book herhangi bir kitap

- a books kesinlikle olmaz

Şimdi birkaç örneği birarada görelim

- Bana bir kitap ver (Give me a book)
- Bana kitabı ver (Give me the book)

- Bir cam açarmısın? (Can you open a window?)
- Camı açar mısın? (Can you open the window?)

"The"nın kullanıldığı özel durumlar

► Doğada yalnızca bir tane olan isimlerin önünde kullanılır.

the sun (güneş)

the North pole (kuzey kutbu)

the South pole (güney kutbu)

the earth (dünya)

the world (dünya)

the moon (ay)

the sky (gökyüzü)

the air (hava)

the weather (hava)

the wind (rüzgar)

the rain (yağmur)

► Coğrafi isimlerin önünde kullanılır.

the Everest (dağlar)

the Nile (nehirler)

the Mediterrenian (denizler)

the Atlantic Ocean (okyanuslar)

the Bahamas (adalar)

► Özel isimler kesinlikle "the" almazlar. Ancak eğer ülkeler birleşik devletlerden oluşuyorsa "the" alabilir.

the John (yanlış)
the Mary (yanlış)
the Ankara (yanlış)
the England (yanlış)
the United States of America (doğru)

► Bilim dalları "the" almadan kullanılır.

Chemistry (kimya)

Economics (ekomomi)

Linguistics (dil bilimi)

► Yönle ilgili kelimeler "the" almazlar.

north (kuzey)

south (güney)

west (batı)

east (doğu)

► Oyunlar ve spor dalları "the" almazlar.

backgommon (tavla)
chess (satranç)
football (futbol)
basketball (basketbol)

► Müzik enstrümanları "the" ile kullanılır.

the piano 
the guitar

A
act up

- misbehave (for people); not work properly (for machines). "I was planning on a quiet night but I was wrong. The dogs acted up all evening."

act like
-- behave in a way that's like _____ ."What's happenning with that guy? He's acting like a maniac."

add up
-- logically fit together."His statements don't add up. He keeps giving contraticting ideas."
-- find the total. "Waiter, can you add up our bills into one please?"

ask out
-- ask for a date. "I want to date her really bad. I asked her out last night."

B

back down
-- not follow a threat. "Tom was going to call the police when I told him I'd wrecked his car, but he backed down when I said I'd pay for the damages."

back off
-- not follow a threat."Tom was ready to call the police when I told him I'd wrecked his car, but he backed off when I said I'd pay for the damages."

back up
-- move backward; move in reverse. "You missed the lines in the parking space. You'll have to back up and try again."
-- drive a vehicle backwards (in reverse). "You're too close! Back your car up so I can open the garage door."
-- confirm a story, facts, or information. "If you don't believe me, talk to Dave. He'll back me up."
-- make a "protection" copy to use if there are problems with the original. "When my computer crashed, I lost many of my files. It's a good thing I backed them up."

beg off
-- decline an invitation; ask to be excused from doing something. "At first Lily said she would be at the party. Later she begged off."

blow up
-- inflate. "We needs lots of balloons for the party. Will you blow them up?"
-- explode; destroy by exploding. A-- "That old building really came down quickly! That's because the construction company used dynamite to blow it up."
-- suddenly become very angry. "Whe I told Jerry that I'd had an accident with his car, he blew up."

Devamı Ektedir.

Attachments:
FileWeb sitemiz zararlı içerik barındırmaz.
Download this file (İngilizce Deyimler_1.doc)İndir 
Download this file (İngilizce Deyimler_2.doc)İndir 2 

Şahıs Zamirlerinin –i ve –e halleri

 

Şahıs zamirleri genellikle özne olarak cümlenin başında yer alır. Şahıs zamirlerinin –i ve –e halleri (me, you, him, it, us, you, them) ise cümlenin fiilinden sonra gelir.

You ve it zamirlerinin –i ve –e halleri aynıdır.  Bunların “sen, siz” ve “o” anlamında mı yoksa “seni-sizi, sana-size”, “onu, ona” anlamında mı kullanıldığı cümledeki yerinden anlaşılır.

 

Zamir ve İsimlerin –i ve –e halleri

 

İngilizce de isimler –i, -e halinde de olsalar ek almazlar. İngilizcede bir ismin yalın halde mi, -i halinde mi, yoksa –e halinde mi kullanıldığı ancak cümle içinde verdiği anlamlardan ve yanında bulunan ön takılardan anlaşılır. –e halinde ismin önüne to, at gibi ön takılar konulabilir.

“Benim için, senin için” gibi sözleri teşkil etmek için for ile şahıs zamirlerinin –i, -e halleri kullanılır.

For me             benim için

For him           onun için

For us              bizim için

For them          onlar için

 

With öntakısı da for gibi şahıs zamirlerinin i, e halleri ile kullanılır.

 

With me           benimle

With him          onunla

With us            bizimle

With them        onlarla

 

Mülkiyet Zamirleri

 

Mülkiyet sıfatlarından sonra daima bir isim olması gerekir. Mülkiyet zamirlerinden sonra hiçbir zaman bir isim bulunamaz.

 

Şahıs Zamiri

Mülkiyet Sıfatı

-i ve –e hali

Mülkiyet Zamir

I

Ben

My

Benim

Me

Beni, bana

Mine

Benimki

You

Sen

Your

Senin

You

Seni, sana

Yours

Seninki

He

O

His

Onun

Him

Onu, ona

His

Onunki

She

O

Her

Onun

Her

Onu, ona

Hers

Onunki

It

O

Its

Onun

It

Onu, ona

Its

Onunki

We

Biz

Our

Bizim

Us

Bizi, bize

Ours

Bizimki

You

Siz

Your

Sizin

You

Sizi, size

Yours

Sizinki

They

Onlar

Their

Onların

them

Onları, onlara

Theirs

Onlarınki

 

 

Into ön takısının kullanılması

 

1. Türkçedeki "-e,-a" eklerinin karşılığı olan -to- öntakısı kapalı bir yer için kullanıldığı zaman -into- şeklini alır.

Örnek: Put the chairs into my room, please.

Lütfen sandalyeleri odama koy.

2. –ye, -ya.

Örnek: They are translating from Turkish into English.

Onlar, İngilizce'ye Türkçe'den çeviriyor.

Personal Pronouns
Şahıs Zamirleri

ben

I

sen

you

o

she, he, it

biz

we

siz

you

onlar

they

 

NOTE 1: Personal pronouns are limited to six in Turkish. He, she, it are all expressed by "O" as it is shown above in the table.

NOTE 2: Notice the differences in the singular and plural forms of the second person. The plural form is used the same as in English, but the second person singular form "SEN" is used:

1. Between members of the family,
2. Talking to people who are younger than us,
3. Between old friends or in close friendships.

So, the second person plural form "SİZ" expresses a delicacy and respect; it is generally used to address people in business life, someone older than us or someone we had newly met and in all relations that are not close. Finally "SİZ" is the formal, or polite form of "YOU".

 

 

Demonstrative Pronouns
İşaret Sıfatları

 

Subjective Case

Objective Case

Dative
Case

bu

this

bunu

this

buna

to this

şu

that

şunu

that

şuna

to that

o

that

onu

that

ona

to that

bunlar

these

bunları

these

bunlara

to these

şunlar

those

şunları

those

şunlara

to those

onlar

those

onları

those

onlara

to those

 

Çocuk Oyunları

Reklam
Şu anda 1115 ziyaretçi ve 2 üye çevrimiçi
Reklam