SINIFÖĞRETMENİM.COM

Okul Öncesi, İlkokul, Ortaokul, Lise Tüm Dersler © 2017 Üyelik Gerektirmez


Bir koyunun Ayşe ve Fatma isminde iki kuzusu varmış. Her gün otladıktan sonra gelir: “Ayşe, Fatma kuzular! i Memelerim sızı­lar. ..” diyerek onları emzirirmiş. Bir gün kurt kapıya gelmiş, an­neleri gibi melemiş. Kuzular, sesi kalın olduğu için inanmamışlar. Kurt da gidip yumurta içmiş. Sesi incelmiş, ancak kuzular ayakla­rını görmek istemişler. O da gitmiş, ayaklarını una bulayıp yeni­den gelmiş. Bu sefer kuzular kanıp, kapıyı açmışlar. Kurt da onla­rı yemiş. Anneleri gelince olanları anlamış. Bir kuyu açmış, içini çili çırpı ile doldurmuş. Üstüne bir minder koymuş. Sonra da yola çıkıp, kurdu görmüş ve “Ayşe’m ile Fatma’m öldü, onlar için yemek vereceğim, buyur gel” diyerek davet etmiş. Kurt iştahla gelmiş. Mindere oturunca, kuyuya düşmüş. Koyun, çıh çırpıyı tutuştu­runca, kurt yanarak ölmüş.

Tilki:

Tilki, çok acıkınca bir delikten bağa girer. İyice karnını doyu­rur, fakat bu sefer de girdiği delikten geri çıkamaz. Ölü taklidi yaparak uzanır. Bağ sahibi, gelince yenen üzümlerini ve ölen tilkiyi görür. Söylene söylene kuyruğundan tutup dışarı fırlatır. Tilki hemen kaçar. Ertesi gün, arkadaşlarına “Ben bir bağ aldım, hadi gidelim” der. Bütün tilkiler doluşurlar bağa, başlarlar yemeye. Bizim tilki hem yer, hem gelip delikte geçip geçemeyeceğini öl-çermiş. Tabii bağ sahibi farkına varıp da gelince, olanları görür. Kurnaz tilki hemen delikten kaçıp gider. Diğerleri kaçamaymca, bağ sahibi bunlara ver eder dayağı.

Kuyruğu Zilli Tilki:

Bİr zamanlar kuyruğu zilli bir tilki varmış. Seyahate çıkacağı için, zilini bir çam ağacına asmış. Tam on dört yıl sonra da gelip zilini geri istemiş. Çam vermeyince, kesmesi için baltaya gitmiş. Balta olmazlanınca, baltayı yakması için ateşe gitmiş. Ateş razı gelmeyince, ateşi söndürmesi için suya gitmiş. Su razı gelmeyince, suyu içmesi içm öküze gitmiş. Öküz razı gelmeyince, canavara öküzü yemesi için gitmiş. Canavar razı gelmemiş, bu sefer de canavarı parçalamaları için, çoban köpeklerine başvurmuş. Kö­pekler da önemsememişler. Bu defa da çobana, köpekleri dövmesi için gitmiş. Çoban gülüp geçmiş. Çobanın çarıklarını yemesi için, fareye gitmiş. Fare kabul etmeyince, onu yemesi için kediye git­miş. Kedi, “Ben güzel ekmekler yiyorum, neyime lazım fare” deyince; kediyi kocakarıya şikâyet etmiş. Kocakarı, kediyi dövmek için peşine düşünce; kedi fareye atlamış, fare çarığa atlamış, çoban köpeklere, köpekler canavara, canavar öküze, öküz suya, su ateşe, ateş baltaya, balta çama atlamış ve “tak, tuk” çamı yere düşürmüş. Tilki de çama asılı olan zilini alıp, yoluna devam etmiş.

Tilki ile Yılan:

Yılanla tilki arkadaştırlar. Bir sudan geçerken, yılan tilkinin üstüne biner. Tam yolun ortasında tilkinin boynundan sıkarak öldürmek ister. Tilki, işi anlamazlığa vurup, “başını uzat da bir öpeyim” der. Yılan başını uzatınca da, ısırıp öldürür. Sonra, ölü yılanı yere uzatıp, “Eğri büğrü arkadaşlığın sonu budur” diyerek yoluna devam eder.

Kral Padişahının Kızı:

Bir bizim Padişah, bir de Kral Padişahı varmış. Bizim Padi­şah, Kral Padişahının kızını oğluna almak istiyormuş. Ancak, iki sene harp ettiği halde, bir türlü kızı oğluna alamamış.
Oğlan bunu duyunca, altına bir küheylan, heybesinin iki gö­züne de altın doldurarak, kızı almak için yola koyulmuş. Yolda, önüne çıkan bir ejderhayı oklayıp öldürünce içinden bîr kız çık­mış. Kızı alıp babasının yurduna götürmüş. Meğer kız, periler padişahının kızı imiş. Oğlana, “Dile benden ne dilersen?” diye so­runca, oğlan da, kız tembihlediği için, “koynundaki cevizi” demiş ve almış. Kız, cevizin marifetlerim bir bir anlatmış. Sonra oğlan oradan ayrılmış.
Yolda bir dervişe rastlamış. Koynundaki cevizin marifeti ile güzel bir sofra kurmuş, yemişler. Sonra dervişin, istediğini getiren asası ile oğlan cevizi değiştirmiş. Bir müddet yol aldıktan sonra, asayı gönderip cevizi dervişin elinden geri almış. Sonra, yine yolda bi dervişe denk gelmiş. Bu dervişin ise asa ile cevizden daha fazla işe yarayan kabağı varmış. Kabakla cevizi değiştirmiş­ler. Oğlan, dervişten ayrıldıktan sonra, yine asayı gönderip cevizi geri getirtmiş. Sonra, bu sefer de insanı görünmez yapan külaha sahip bir derviş ile karşılaşmış. Cevizle, külahı değiştirmiş. Yine aynı şekilde asayı gönderip, cevizi getirtmiş. Bizim oğlan alıştı ya, yine karşılaştığı başka bir dervişin seccadesi ile cevizi değiştirip, sonra yine asası ile kendisine getirtmiş.
En son elde ettiği marifetli seccadeye binmiş ve Kral-Padişahının sarayının yanına inmiş. Kendisini görünmez yapan külahı giyerek padişahın kızının yanına kadar gitmiş. Külahı çıkarınca görünmüş ve kızla kaynaşmışlar. Sonra, oğlan ile kız, seccadeye binerek kaçmışlar. Padişah, ordusu ile bunları takip etmiş. Oğlan, kabağın içindeki Arap’a seslenerek kendisine Kral-Padişahı incitmeden getirmesini söylemiş. Arap, kralı getirmiş. Kral-Padişahı kızını vermeye razı olmuş. Oğlan, kız ve ordusu ile beraber babasının memleketine varmış. Fakat babası oğlunu Öl­dürmek ve hem kıza, hem de elindeki sihirli eşyalara sahip olmak istemişler. Bunun üzerine oğlan, babasını ve onunla işbirliği ya­pan anasını Öldürtmüş. Kendisi de tahta kurulmuş. Böylece me­sut, bahtiyar yaşayıp gitmişler.

Kara Tavuk:

Vakti zamanın birinde çok fakir bir hamal varmış. Fakirlik­ten iyice bunalınca, yollara düşmüş. Yolda rastladığı bir derviş, ona bir kamçı vermiş ve bu kamçı ile, tepenin başındaki köşkte bulunan huriyi kendisine, “Kara Tavuk”u verinceye kadar dövme­sini tembihlemiş. Nitekim adam söyleneni yapmış ve kızdan aldı­ğı tavukla, evine dönmüş. Sabahleyin tavuk yumurtlamış. Adam yumurtayı satmak için pazara giderken, yolda onu gören bir keşiş bin Ura vererek yumurtayı almış. “Her gün bana getir, paranı al” demiş. Böylece hamal, kısa zamanda Karun kadar zengin olmuş.

Bir gün hacca gitmeye niyetlenmiş ve çocuklarını hanımına bırakarak yola düşmüş. Bu arada keşiş hastalandığı için, keşişin oğlu yumurtaları almaya geliyormuş. Bu arada, adamın karısı ile de işi pişirmişler. İş Öyle bir hale gelmiş ki, kadın oğlanın aşkın­dan, önce yumurtaları bedava vermeye, sonra da kara tavuğu kesmeye razı olmuş. Bu arada çocuklarından kurtulmak için de yemeklerine zehir koymuş. Aşçı tembihlediği için, çocuklar ye­mekte kavga çıkarıp kaçmışlar.
Gele gele, kuş uçurulup, padişah seçilen bir ülkeye gelmişler. Kuş devamlı gelip küçük oğlanın başına konuyormuş. Mecburen çocuğu padişah yapmışlar. Padişah olan çocuk, anasını ve babası­nı bulunduğu memlekete getirtmiş. Bu arada, baba da hacdan dönmüş. Kadının ifadesini alarak yaptığı suçlan itiraf ettirmişler. Oğlan, anasının boynunu vurdurtmuş. Babasına da kendilerine yardım eden aşçı kadını almış. Kendisi de evlenmiş. Kırk gün kırk gece düğün yapmışlar.
Ayşe, Fatma Kuzular:



Benzer İçerikler:

Çocuk Oyunları

Reklam
Şu anda 677 ziyaretçi ve 1 üye çevrimiçi
Reklam